Anne – Eş – Kadın – Dost – Kardeş olacağım diye diye

İnsan bazen kendine çok yükleniyor. Herkesin tek bir kimliği yok. Kendimize bir sürü etiket yapıştırıyoruz yaşadıkça. Öğrenci, evlat, kardeş, kız arkadaş, vatandaş, sevgili, kadın, dost, çalışan, işveren, eş, anne… vesaire vesaire. Hepsinin daha fazla hayatta öne çıktığı zamanlar oluyor. Ama açıkça söylemeliyim ki hayatımda hiç bu kadar yorulmamıştım bu etiket kalabalığından.

Bir günün 24 saatini yetiştiremiyorum bir türlü. Mutlaka birinde ya da birkaç tanesinde geri kalıyorum. Örneğin doğumdan beri pek “eş” olarak var olabildim mi meraktayım. Zaten evlat ve kardeş olarak vasıflarımı aylardır askıya almıştım. Bir anneliğe odaklandım. O da nedir bilmiyordum ki. Hala da bilmem doğru mu. Öğrenmeye çalışıyorum hala. Murat mükemmel bir öğretmen. Bana çok yol gösteriyor. Hayatımda bu kadar net iletişim kurabildiğim insan azdır. Ne yazık, büyüdükçe iletişim yeteneğimizi kaybediyoruz. Konuşabilmemiz mesajı karşı tarafa ilettiğimiz yanılgısını yaratıyor ya, problem orda yatıyor. Ne istediğini ne hissettiğini bana hep anlatıyor. Benim bilmemi istediği her şeyi bana bir şekilde belli ediyor. 

Diyeceğim odur ki anneler, korkmayın; bebeğinizin bir ihtiyacı olduğunda bileceksiniz. Doktoru, anneniz, kayınvalideniz, arkadaşlarınız ya da komşularınız bebeğinizin aslında başka bir durumda olduğunu, başka şeyler hissettiğini, sizin de nereden bileceğinizi, onlar kaç çocuk büyüttükleri için çok iyi anladıklarını söyleseler de, kendinize iç güdülerinize güvenin. Gözlerinize gönlünüze güvenin. Bebeğiniz derdini onlara değil size anlatır çünkü. Bakışlarında yatar gülüşü, size sevgisi, açlığı, uykusu, siniri 🙂 

Ben çok mu biliyorum ? Hayır, şu 3 ayda ne öğrendiysem o tabii. Ama işin tuhafı sanki ben hiç başkası değildim de hep Murat’ın annesiydim gibi bir his var içimde. Adam beni büyüledi mi, hipnotize mi etti ne yaptıysa geçmişi, hatıraları kaybediyorum giderek. Herşey flulaşıyor, beynimde katı olan herşey buharlaşıyor (Ne kitaptır yahu! Marshal Berman’ın bir aralar sayfalarını çokça aşındırdığım kitabı) ve ben yeni anılar yaratıyorum. 

“Bebeklerin hafızaları yok henüz; 3 aydan sonra alışkanlıkları başlıyor” dediğimde, eşimin kuzeni sevgili Murat (Paker) Ağabey, “Olur mu? Tabii ki var. Hatta bazı çalışmalar doğumdaki travmaların etkilerinin olduğu görüşü destekliyor. Bebek deyip geçmeyin. Fiziksel ve duygusal olarak senin benim gibi tam bir insan o da.” demişti. Bence fazlası bile var! Sadece benim gibi bir insan değil ki, çok daha fazlası. 

Annesinin babasının hayatını değiştirmekle kalmadı, kimliklerini benliklerini ele geçirdi. Sadece geleceklerini değil, geçmiş algılarını hatıralarını dönüştürdü. O sadece bir insan değil benim için, o benim zat-ı şahanem:) 

Bütün zat-ı şahanelere ve ailelerine güzelliklerle dolu geçmiş anılar ve gelecek hülyaları  dilerim:)

Paylaşmak isteyen buraya!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *