Dışkı Testi Serüveni ve Mutlu Son

Haftasonu çok maceralı geçti. Hiç yazamadım kusura bakmayın dostlar, ancak fırsat buluyorum.

Murat normalde günde 2 kez kaka yapar sabah ve akşam olmak üzere. Aralarda yapsa bile kayda değer olmazlar. Ama cumartesi günü sabah 8 gibi kalktı ve öğlen 13.30 olduğunda tam 3 kez dolu dolu kaka yamıştı ve hepsi ağır kokuluydu. Şimdi hayatında henüz bebek beziyle karşılaşmayan okuyucu der ki, “kaka bu ya? Gül mü kokacaktı Esra? Sen de ne bekliyorsun çocuktan?”. Halbuki anne sütüyle beslenen çocuklar hatta ve hatta formül mamayla beslenen çocuklar ek gıdaya geçene kadar sıvı, katı olmayan, hardal rengi ve kokusu hiç ağır olmayan kakalar yaparlar. Rengi bazen zaman zaman yeşile dönebilir dokusu değişebilir, bunlar ufak ufak bilgiler verir bize. Bebeğin alerjisinin olduğuna, üşütmüş olduğuna çok fazla önsüt aldığına ya da vücudunda bir parazit bir rahatsızlık olduğuna dair mesajlar verir bize dışkı. Bebeklerin esasen sağlığını çiş ve kaka takip ederek anlarız. Dolayısıyla adamın rutinini bozup da bir sabah normalden daha sık, daha kokulu ve daha sıvı halde kaka yapması bizi işkillendirdi. 

Bana yine bravo, çok sakinim böyle mevzularda. Doktoru arayalım dedim Göksel’e ama bak gör bir şey yok. Ne ateşi var, ne üşüttü Murat. Olsa olsa bağırsak da parazit olabilir; ama o da düşük ihtimal çünkü banyosunu kaynatıp bekletilmiş su ile yaptırıyoruz (Bu banyo mevzusuna gireceğim yakında bir postta. Çok büyük prodüksiyon oluyor evde her gün:) ). Aradık doktoru. “İçimiz rahat olsun bir Gaita Testi yaptıralım” dedi. Nasıl olsa çocuktan kan alınmıyor, bir yeri kurcalanmıyor. Evde kakasını yapınca koştur koştur hastaneye yetiştirme görevi bizde.

Cumartesi günü öğleye kadar 3 posta kakasını yaptığı için kısmet pazar sabahına dedik. Bir de yakın hastane bulmak derdi var. Çünkü testin yapılması için tam yarım saat içinde kakanın laboranta verilmesi lazım. Bize de yakın özel hastane düşünmedik pek. Benim hamilelik kontrollerimi yaptırdığım Kozyatağı Acıbadem Hastanesi’ne gidelim dedik. Doktordan laboratuara test için istek formu fax çekildi ve olay Murat’a kaldı. Biz de b*k nöbetindeyiz. Pazar sabahı beklenen an geldi; ve Göksel bezi kaptığı gibi uçtu. Uçmaz olaydı. Arkadaş! Kimse bize pahalı bez dert olur demedi. Yüksek emiş gücü problemi yaşadık. Neymiş efendim, “bezde test yapacak dışkı kalmamış hepsini emmiş. Bir daha ki sefere kapta getirin!”. Ya sevgili laborant, 3 aylık bebeğin kaba kakasını yapmasını sağlayabiliyorsan gel göster her ay onlarca lira bezlere vermeyelim; bir de hayır duası alırsın bizden. Sonra akıl verdiler. Bezini ters giydirin, kakayı bez emmesin, yaptığında ordan sıyırın kaba öyle getirin. E peki, çiş ne olacak? Ne olacak hemen söyliyeyim, ertesi günü kaka beklerken Murat’ın çişini yaptığında olduğu gibi, ikimizin birden üstü batacak her yerimiz çiş olacak. Bir arkadaşımın ters bezin üstünede düz bez koy ki çişi emsin uyarısı da kar etmedi, şarıl şarıl aktı paçalarından oğlumun üstüme. 

Durum bu olunca Göksel boynu bükük eve döndü. Akşama da aksi gibi Murat kakayı yapınca yol kapalıydı mümkün değil yetişmez dedik,iş yarına kaldı. Baktık haftaiçi trafiği ile biz bu bezi yarım değil 1 saatte de Kozyatağı’na yetiştirmeyeceğiz, Kartal’da başka yakın özel hastane bulduk, Göksel eve öğleye doğru geldi. Tam geldiği sırada Murat da doldurdu (Bez de ters ya, nasıl bir telaş aldı beni paçalardan akacak diye. Çocuğu vücudumdan 1 metre uzakta tutarak, virüslü gibi koştur koştur altını açmaya odaya götürdüm). Bezin içini laboratuar kabıyla sıyırdım. Bütün eller battı, o sırada Gökel’in beli ağrıdığı için dedim ben gideyim bana da hava değişikliği olur. Fırladım gittim. Velhasıl kelam, 6.5 tl’ye (özel sigorta %80 inini ödüyor) testi 3 dakika kala yetiştirdim. Yarım saatte de sonuçları aldık. Neyse ki ne parazit ne yumurtası hiçbir canlı yok 🙂 2-3 lökosit bulunmuş; o da çok normalmiş, lökositin çok daha fazla olması durumunda belki konuşabilirdik ama şuan hiçbir olağan dışı durum yokmuş. (Bir postta dokorumuza ayıracağım. Gizliden gizliden kendisine çok kıpır kıpır duygular besliyorum 🙂 )

Durum şuymuş: O sabah Murat’ın paşa gönlü (!) öyle istemiş, 3 kere yapası gelmiş. Biz de haftasonu aksiyonu yaşamış olduk:)

Sonrasında araştırdım, gerçekten sıkıntılı durumlara sebebiyet verebilen bir şeymiş bu parazit. Özellikle şebeke sularından ya da başkalarının öpmesi sonucu bebeklerin kapabilmesi olası olduğu bu parazitler ya da tek hücreliler, bağırsağa yerleşip, çocukta sinidirim bozukluğuna sebep olabiliyor. Bu da kendini gaz sancısı olarak gösterebilir dolayısıyla aylarca tedavi edilmeden devam edebilirmiş. Yazık. Bebeklerinin kolik olduğunu sanan dolayısıyla aylarca o ağlamalarla yaşayan aileler, aslında bağırsakta amip olduğunu öğrenip ilaç tedavisi sonrasında mum gibi uyuyan çocuklarla karşılaşınca şok oluyorlarmış. Esas bebeğe de yazık. Neyse, aklınızda bulunsun. 

Okuyup da hemen “Aaa aynı benimki! Kesin bizde de parazit var! Aşkım koş doktoru ara Gaita Testi yapalım” demeyin, “Amaaan koliktir kolik. Her bebek ağlar” deyip aylarca bebeği bağırsağında onu rahatsız eden bir densiz ile hayata başlamaya mahkum da etmeyin. Temkin, evet, ama kararında. 

Bebekler çok zeki ve önceki postumda yazdığım gibi çok da açıklar. İletişim kanalları çok açık. Zamanla öğreniyoruz deşifre etmeyi. Yani, sıkıntı onların dertlerini anlatamayışında değil bizim anlayacak kapasiteye geç erişmemizde:)

Murat derdi olsaydı anlatırdı, inanıyorum. Adam bütün haftasonu normal rutininden şaşmadı bile. Aynı ruh hali, aynı keyif. Benim içim onu dinlediğim için rahattı. 

Kıssadan Hisse: Bebeğiniz doğar doğmaz, onun size verdiği şifreleri çözmeye çalışın. Biraz zorlu hatta pis ve kokulu yollardan geçmeniz gerekse de, benim gibi bileklere kadar kakaya batsanız da, sorun olmadığını bilip sakin davranabilirsiniz.

Kıssadan Hisse -2 : Hem oğlum kaka yapmadı bugün dersin dert edersin, hem adam 3 kere dolu dolu yapar doktoru ararsın. Ne tuhaf şeysin sen ey anne!

Paylaşmak isteyen buraya!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *