Esra’nın Lohusalıkla İmtihanı :)

Herkese merhabalar,

 Geçtiğimiz postta doğumumu anlatmıştım. O zamandan bu zamana Murat 3 aylık olmaya merdiven dayadı ve ben halen ilk 40 günümüzü anlatamadım😳


Hastaneden 3. gün çıkıp evimize geldik. Hayatımda yaptığım en uzun araba yolculuğuydu. Çocuğu -3500 dereceye çıkartıyormuşum gibi 3 kat giydirip ana kucağına oturttuk. Yola bir çıktık cayır cayır güneş. Araba yanıyor. Klimayı mı açsak, camı mı açsak, çocuğun üzerini mi azaltsam diye kafamda tilkiler dönerken eve geldik. Evdeki ilk gecemizde evde annem de olmasına rağmen sanırım 3 defa hastanedeki bebek odasını telaş içinde aradık:) Çoğu yenidoğan bebek gibi Murat da ağır uyuyordu ve uykudan uyandırıp emzirmek tam bir mücadele halini almıştı. Özellikle ikinci gün sabaha karşı hastanede hemşireler kan şekerinin düşük olduğunu bu yüzden mama vermek zorunda olduklarını söylediklerinde yaşadığım dehşeti bir daha yaşamamak için uzun uzun emzirmeye çalışıyorduk. Çalışıyorduk diyorum çünkü resmen 3 kişi ancak memeyi tutturabiliyorduk:) ilk haftanın sonunda ancak kendi kendime emzirebilmeye başladım. Birimiz bebeğin kafasını tutuyor öbürü memeden bastırıyor bir diğeri bebeğin topuklarını uyarıyor ki uykuya dalmasın… Ne o? Murat 30cc süt emecek diye ben Göksel ve annem 10 litre ter atıyoruz!


Şu mama meselesine gelecek olursak bu konuyu detaylı yazmak istiyorum ki ilerde taze anneler karşılaşırsa bu yazıyla dert etmesinler kendilerine. Hastaneler doktorlar hemşireler bayılıyorlar mama vermeye. Özellikle yenidoğanlara. Tabii ki yenidoğanların kan şekerini takip etmek gerek. Uzun uyudukları ve emiş kuvvetleri henüz yerinde olmadığı için çabuk düşebiliyor. Aynı zamanda az emmeleri sarılığı ağır geçirmelerine de sebep olabiliyor. Bunlar önemli. Ama mama vermeden de engellenebilecek durumlar bunlar. Zaten onların mideleri ufacık. Ve anne sütü ihtiyaçları çok az. Dolayısıyla vücut da ona göre süt üretir. Bebek emdikçe süt artar. Dolayısıyla ne kadar sık emzirirsek o kadar bol süt olur.

Şimdi durum böyle olunca insan tabiri caizse çok titrek bir ruh halinde oluyor. Zaten doğurduğunun ikinci günü sana hastaneden “sen yetersizsin arkadaşım!” dediklerini hissetmişsin; bir de üstüne evde sürekli uyuyan ve emmek için ancak 5 dakika ayık kalabilen bir oğlan. Bir de 5. Gün kontrolde sınırda kilo kaybı çıkmasın mı? Vay benim halime! Ağla ağla yol boyu, eve gel ağla. Bir taraftan litre litre su iç süt olsun diye. Ne yapacağımı şaşırdım. Neyse ki annem ve eşim çok yardımcı oldular. Saçmala Esra kendine gel; çok normal bu kilo kaybı dedim kendi kendime. Ama esas olarak lohusalık dönemimi atlatmamı sağlayan 2 büyük silahım vardı. Onların ne olduğunu açıklayayım da bu yazının da bir amacı olsun. 

1.Emzirme Sanatı kitabi. La Leche League tarafından hazırlanmış bir başyapıt, başucu kitabı her lohusanın , annenin  en yakın arkadaşı olması gerekn bir bilgi kaynağı. Hamileyken edinin bol bol okuyun, lohusayken bir daha okuyun, emzirirken okuyun. Kısaca o kitap yanınızda dursun, cep telefonundan yakın olsun sizlere.

http://www.lllturkiye.org/Emzirme%20sanati.html


Nedir bu kitabın başarısı sırrı peki? Kitabın başarısı yeni doğum yapmış annenin sonuna kadar yanında olmasında, ona güven vermesinde, bebeğiyle o ilk günlerinde kuracağı bağı, hüsnü kuruntularıyla ve acemiliğin verdiği tedirginlikle bozmasına neden olacak ani kararlar vermemesini sağlamasında yatıyor. Alın okuyun okutun sevgili anneler babalar. Sütün gelmiyor mu? Acaba sütün besleyici mi değil? Mamaya mı başlasak? Demek suretiyle etrafta bitebilecek türlü bet sesleri susturmakta da birebir:)

2. Gelelim ikinci silahıma. Bu bir blog. Bir annenin emzirme notları. Bebek Bakım Yapım Onarım blogunda yayınlanan “Tomris’in Emzirme Notları”. Bu blogla tanışmak benim ve Murat’ın hayatında o kadar fazla şeyi etkiledi ki. Tanımasam da çok şey borçluyum Tomris Hanım’a:) Sayfa sayfa tek tek anlatmış neden anne sütün önemli olduğunu; nasıl arttırılabileceğini; çalışan anneler için pompa kullanım ve biberonla besleme yöntemlerini. Ve bunlar gibi emziren bir annenin karşılaşacağı yaşayacağı bütün sıkıntı  ve bilinmedik yeni durumla ilgili bir cevap bulabileceği bir yazı dizisi. ilk yazının linkini paylaşayım:http://bebekyapimbakimonarim.blogspot.com.tr/2013/02/tomrisin-emzirme-notlar-1-merhaba.html?m=1

 Halen açıp açıp okuyorum. Telefonumda bütün notları açık sayfa sayfa:) Bebek Bakım Yapim Onarim blog u ile daha ilerde detaylı bir post yazacağım; zira her ebeveynin bebek yapımında bakımında ve bozulduğu takdirde onarımında yardım alabileceği bir bilgi kaynağı. 

İşte dostlar benim iki silahım bunlardır.  Ama tabi hakkını yiyemeyeceğim 2 süper insan da vardı.  Annem 30 gün nerdeyse bizdeydi. Gitti geldi sonlara doğru. 3 haftasını 2li bir koltukta kıvrılarak uyuyarak geçirdi.  Sabah akşam benimleydi; bizimleydi. Herhalde o olmasaydı hep beraber ben Murat Göksel çürürdük:) Bir de gönlümün kahramanı Göksel. Murat’ın ilk bezini o değiştirdi.  O günden beridir dibine kadar müşterek ebeveynlik yaşatıyor bana. Memesinden süt gelse onu da esirgemeyecek adam nerdeyse. Her lohusaya böyle bir ekip böyle bir donanım dilerim.

Her şey ve herkes benim tarafımda olunca kim korkar lohusalık depresyonundan! Korkmadım ben de. Bir kez sucuyu arayıp 15 dakika gecikti diye telefonda ağlamışlığım var o kadar:) O da lohusalığın şanından yahu!!;)

Paylaşmak isteyen buraya!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *