“Sütün mü yaramıyor acaba”cılardan korunma yöntemleri



Uzak tutun anneler. Evinizden bebeğiniziden kendinizden beyninizden uzak tutun. Bu yüzyıllardır varolan virüs, “acaba sütü mü yaramıyor bunun, bebek pek bir solgun, hıh” virüsü, en yakınlarınıza bile bulaşabilir. Dikkatli olmak gerek. Evinize dıdısının dıdısını yaklaştırmamaya çalışırken siz, bir anda annenize kayınvalidenize, kayınpederinize ve hatta evet, evet evet, eşinize bile bulaşabilir. Baktınız uzak tutamıyorsunuz, evinize illa ki girecekler o zaman şöyle yapın:

Bu virüs en çok komşuların görümcelerin bünyesinde çoğalmayı sever ve yeterli kuluçka zamanını geçirdikten sonra; “biz bebek sevmeye geleceğiz canım, hiç zahmet etme. Bir çay içip kalkacağız” demek suretiyle önce çok masum görünerek sizin evinize sızmaya çalışır. ALDANMAYIN! Aman gardınızı düşürmeyin. Size gelecekler, sonra hayıflanıp acıyacaklar. ” Vah yavrum, pek ufak kalmış bu. Mama mı versen acaba a kızım? Solgun bayağı. Baksana hep uyuyor; hali yok sebilin!” gibi laflarla size bulaşmaya çalışacak bu virüsten korunmanın yollarından biri size Allah vergisi o lohusalığı dibine kadar kullanmaktır. Lütfen tepkinizi gösterin. Sizin sütünüz kimseyi ilgilendirmez. Hele hele alakasız insanları. Gerekirse tersleyin. Ters ters konuşup kırıcı bile olabilirsiniz bağırabilir çağırabilirsiniz ve kimsenin alınmaya hakkı yoktur; Çünkü sizin duygusal dengesizlikler yaşamanız çok doğaldır (!) Tabii onlar bu tepkinizi böyle değerlendirecektir ve muhtemelen sizin serzenişinizdeki mesajı algılamaya tenezzül etmeyeceklerdir ama vazgeçmeyin. Yoksa baştan kabullenip ezilirseniz kontrol elden gider. bebeğinizin ve sizin hayatınızı başkaları yönetmeye başlar ve farkı varmadan daha 40 günlük bile olmamış bebeğiniin ağzına bala çalınmış emzik sokmaya çalışırken bulursunuz onları. 

Eskiden yaparlarmış da efenim ne varmış ki balda? Çocuk salak mıymış kuru memeyi alır mıymış? Tabii ki almaz bebek sadece anne memesine alışıksa. Özellikle yenidoğanlıktan çıkıp süt bebrkliğe geçtikçe biberonu ya da emziği kabul etmesi daha da zorlaşıyor. Ama bu demek değil ki çocuğun sindirim sistemini hazır olmadan ağır besin maddeleriyle uğraşmak üzere yıpratalım. Baldaki şeker botulizm riskini artırır ve ölüme bile sebebiyet verebilir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün bu konudaki fikri 1 yaşından önce bebeklere bal verilmemesi yönündedir:

Infant botulism
Infant botulism occurs mostly in infants under six months of age. Different from foodborne botulism caused by ingestion of pre-formed toxins in food, it occurs when infants ingest Clostridium botulinum spores, which germinate into bacteria that colonize in the gut and release toxins. In most adults and children older than about six months, this would not happen because natural defences that develop over time prevent germination and growth of the bacterium.

Clostridium botulinum in infants include constipation, loss of appetite, weakness, an altered cry and a striking loss of head control. Although there are several possible sources of infection for infant botulism, spore-contaminated honey has been associated with a number of cases. Parents and caregivers are therefore warned not to feed honey to the infants before the age of one year1

 Bu alıntıda kısaca süt bebeklerinde botulizm hastalığının 1 yaşından küçükken görülebildiği ve bunun Clostridium botulinum sporları içeren yiyeceklerden geçebileceği yazıyor. Bu sporlar erişkinler ve 1 yaşını aşmış çocuklar tarafından sindirilebiliyor ve bağışıklık sistemleri yeterince gelişmiş olduğu için bir risk taşımıyor ancak 1 yaşından küçük bebeklerde kabızlık, iştah kaybı, güçsüzlük ve gözle görülür halde başını kontrol edememe sorununa sebep olabilir. Bebek botulizmi başka sebeplerden de oluşabilir ancak bal tarafından taşınan sporlar yoluyla oluşan botulizme karşı anne ve babalar uyarılır. 

Bu bal mevzusuna özel olarak açıklama getirmek istedim çünkü halen bazı anne ve babalar sorun olmayacağını düşünüp bu uygulamaya devam ediyorlar. Sadece diş çürümesi değil daha vahim sonuçları da olabileceğini paylaşmak istedim. dolayısıyla ne yapıyoruz, bebeklerimize emzik tutturacağım diye öyle bala şekere reçele bandırmıyoruz:)

Evimizden uzak tuttuk, olmadı evde konuştuk, o da olmadı atar yaptık bağırdık size ne canım dedik. Zaten bütün bu müdehalelerin sonunda bile hala virütik tavırlar sergileyen olursa kafaya bir kask geçirip kendisine baştan aşağıya oksijenli su sıkmak suretiyle yıkayıp karantinada bekletmek gerekir. Zira çoktan bu hastalığın pençesine kaptırdığımız bir bedendir o, bazen ne yapsak da kayıptır, kaybedilmiştir. o artık bir kayıp vakadır:) 

Siz kaybolmayın, hep varolun:)

Sevgiler


1- World Health Organization –Botulism 

Paylaşmak isteyen buraya!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *