Süt Annesi Oldum vol.2

Murat’a bir süt kardeş daha katıldı:)

Buzluğa her gece kalktığımda sağıp azar azar çoğaltarak arttırdığım sütlerimi koymaya devam ediyorum. Murat, sağ olsun almasa da ben yine de koyuyorum bir gün ahasta olurum, ameliyat olmam gerekebilir, bir şey olur diye. Murat’cım da hiiiç oralı değil. Bireronu şimdi de diş kaşıyıcı yaptı. Her denememizde ağzında kemirip duruyor, es kaza ağzına süt dökülürse de tükürüyor. Haspa! Sanki başka bir şey veriyorum. Her zaman içtiği süt.

Yok paşam, tazesini, membaından içecek başka türlüsünü kabul etmiyor. Sanırım biz böyle böyle deneyelim derken Murat ek gıdaya bağlayacak ve benim oğlum emzik ve biberon almadan büyüyecek. Çok problem mi? Değil herhalde. Daralma zamanlarımı geçtim çünkü. Göksel’le ” aaaghhh çıldıraaazaaam, hadi bir hava alalım” desek; Murat’la da çıkabileceğimiz ve o da arabada sakin sakin uyuyacağı için zaten artık nefes alma ihtiyaçlarımızı da karşılıyoruz.

He ben bir akşam dışarı çıkamadım, ağzıma bir yudum şarap koyamadım; o ayrı. Ölmedim de çok şükür alkolsüzlükten, ölünmüyormuş:)

Her neyse. Bu dolapta biriken sütlerin hamilelik sırasında tanışma fırsatını bulduğum bir grup Eylül-Ekim 2014 annesinin içinden bir arkadaşıma faydası dokundu. Kendisinin işe başlaması gerektiği için ve kızının da mamaya alerjisi olduğu için, şimdilik böyle bir çözüm bulduk 🙂  Ben Bursa’ya Sürat Kargo ile gönderiyorum; hiçbir şey olmadan çözülmeden gidiyor ertesi gün. Balık taşınan (ya da dondurma 🙂 ) strafor kapların içine buz kalıpıyla poşet sütleri koyup iyice bantladığınızda hava almadığı için 13 14 saat sonra teslim edildiğinde kesinlikle çözülmemiş oluyor. Dolayısıyla ziyan olmuyor sütler, hemen buzluğa geri giriyorlar.

Ben şimdi bunları niye anlatıyorum? İyi anladık, şarıl şarıl memelerden süt geliyor diye hava mı yapıyorsun? demeyin. Çünkü hiç de öyle şarıl şarıl gelmiyor. Geceleri Murat uykudayken sağıyorum uykumdan feragat edip (o uyku öyle feragat ediecek bir şey değil canlar. O uyku var ya o uyku.. ahh canım uyku… canım.. hmm.. zZzZzZzzz…)

Ay ne diyordum? Heh evet uyku 🙂 Neyse her gece 1 saat filan az uyuyup sağıyorum. Ara boşaltımı yapmak lazım hem memelerde süt uzun süre kaldığında şişme ve ateş yapmasın diye, hem de daha sık boşaldığı için sütte azalmayı engellesin diye. Yoksa ben de halen kaynar yapıp içeyim, dereotu kemireyim, yok efendim rezene içeyim boza içeyim tırmalamalarına devam ediyorum zaman zaman.

Gün olur ihtiyaç olur; ameliyat olmam gerekir, ilaç almam gerekir diye hep bu tırmalamalarımın sebebi ama. Yoksa rahatsız olamam ki Murat’tan ayrılamamaktan. Nasıl olayım? Tam zamanlı mesaisi olan bir işim olmadığı için her gün teşekkür ediyorum. İşe başlayacak ve başlamış annelere de çok sabır ve metanet diliyorum. Zira işleri hiç kolay değil. İşe Geri Dönme Çabaları yazımda da ufacık belirttiğim gibi 2 saat bile insanın tüm dengesini bozarken, o yavrusunun geleceği için yavrusundan ayrı kalma fikri gerçekten dayanılması çok güçtür eminim. Çok daha fazla saygı duyuyorum o arkadaşlarıma, annelere. Büyüksünüz. Gerçekten helal olsun.

Ne diyorduk? Heh. Bursa. İşte benim bu süper maharetli, çok tatlı arkadaşım Murat’a bir hediye paketi yollamış. Ama ne paket! Bayıldım. Daha doğrusu ailecek bayıldık! İnsanın yeteneğinin olması başka bir şey. Yoktan var etmek inanılmaz bir haz olmalı. Ben yemek yaparken bile, irmik helvasının rengi kıvamı tutunca kendimi baya baya Gandalf gibi hissederken, herhalde örgü örebilseydim Orta Dünya’nın başına bela yeni bir Sauron olurdum:)

 

Murat’a bere bile giymediği için almamışken, alamamışken Bakın Melek Teyze’si Murat’a neler örmüş. Ve işin asıl can alıcı tarafı, bakın benim süt konusunda mon cher oğlum, bere konusunda d mon cher’liğini nasıl konuşturmuş ve piyasa malını kafasına koydurmazken el emeği beresiyle atkısına nasıl gülerek gömülmüş:)

Ya o kadar ince düşünülmüş, o kadar zarif bir hediyeydi ki bu paylaşmadan edemedim:) Sanki Murat da anlamış gibi hediyenin güzelliğini taktığım gibi güldü bana. Bir de evin kendi sıcağında!

Müdür gibi oturduğu yerden gülümsedi, “Tamamdır Anne”, “Bunlar olmuş; başka bereyi denemeye gerek yok” dedi sanki bana atkısına sarılırken. Sanki berenin atkının yününün yumuşaklığına Melek’in kalbi değmiş de, Murat’ın yüzünü güldürmüş o koku:)

Bir de meyvelerimiz sebzelerimiz var tabii. Amigurumi ustası olan Melek, Murat’a hem renkleri, hem sebze ve meyveleri öğrenebileceği, öğrenirken de rahatlıkla kemirebileceği sağlıklı oyuncaklar yapmış. Onları da görür görmez hemen yiyecek olduklarını anladı oğlum (Maşallah, pek de zeki! Yoksa her şeyi bu ara yemeye çalıştığı için değil; tamamen bilinçli olarak ağzına götürdü oğlum).

Ben şimdi bunları niye yazdım? Bugün Dünya’da iyi şeyler de oldu ya, bilin istedim. Hep üzülmeyin; bakın bugün 2 bebek mutlu oldu. Birinin karnı doydu, biri de soğukta sıcacık oldu:) Bugün iki bebek böyle güldü ya, siz de gülün:)

Güle güle!

Paylaşmak isteyen buraya!

11 comments

  1. okuruz says:

    Çok güzel aile bağınız var allah muhabbetinizi daim kılsın. sağlık mutluluk huzur eşlik etsin hayatınız boyunca

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *