Çorba Yer Gibi Severim

Bir maruzatım var. “Çok yoruldum, ah bu hayat beni bitirdi. Aman bu çocuk çok fena ya hiç durmuyor” gibi bir isyanım yok; yanlış anlaşılmasın. Benim isyanım başka bir “Bu çocuk hiç durmuyor” vakası. Ya bu çocuk gerçekten hiç durmuyor. Basıyorum orasına burasına, tak tuk deniyorum bakıyorum pause tuşu var mıdır  çocuğun diye ama bulamıyorum. Adam durmadan büyüyor, değişiyor. Ya 1 saniyesine doyamadan hoop 3 ünü 5 ini kaçırıyorum. Hay bin kunduz! Dur dur gülüşünü yakalayacağım derken hooop adam uyumuş. Uyurken yanaktan akan salyayı yakalayayım derken hooop adam uyanmış emziriyorum.

Hamile kalmadan hep bu tip konuşmalar yapan annelere uyuz olurdum. “Pfff… Yani iyi tamam sevimli biraz da yani neymiş arkadaş bu aşk bu sevda? Ayrıl da gel bir kere de!“. ‘Of Dilayylalaylaa inanmazsınız bugün tam 3 parmağını ağzına soktu yaa.. Daha dün sadece 2 tane sığıyordu. İnanılır gibi değil! Büyüyorlar valla çok hızlı!‘ diyen insanlardan müsaade isteyip kapının önünde bir sigara içmek için hızlı adımlarda karda, soğukta masadan uzaklaşırken; bugün kendimi şöyle yakaladım;

Ben: Gökseeeel, Gökseeeel bir bak yaa bir baksana. Ay kaçırıyorsun ama

Göksel o sırada bilgisayarda oyun oynuyor ve çok önemli kritik olaylar dönüyor sanırım o an oyunda.

Göksel: Efendim canım, ne oldu? ( Bu sırada henüz gözlerini ekrandan ayırmış değil. Bana alışkın olduğu için önce bir durum nedir onu öğreneyim diyor akıllı. Boş yere oyunda ölmekten yoruldu tabii adam.)

Ben: Ay sırt üstünden karın üstüne ilk defa dönecek sanırsam birazdan. Ayy ay ay bak şimdi. Yok bana bakıyor… Heh bak bak bak şimdi bak! Ay yine bana bakıyor. Sanırım ben bak bak bak diye bağırdığım için durup bana bakıyor. Ama valla dönecekti şimdi durdu ya.

Göksel ben her bak bak bak dediğimde kalkıp bakıyor ve Murat’ın eli ağzında bana baktığını ve dönmediğini görüyor ve tahmin ettiğiniz gibi ne Murat’ın dönmesini görebiliyor ne de oyunda galibiyeti:)

 Göksel: Heeyy şeytan çekici seni yaa! Nasıl sevimli adam, maşallah.

(Bunun ne demek olduğunu dün öğrendim. Efenim ben şeytanı bile çeker yani o kadar çekici ki şeytanın bile aklını alır anlamında kullanıyor sanıyordum (Bazen MR çektirip beynime bakasım geliyor nere işler ters gitmiş diye), meğerse şeytanın çekici anlamında kullanılırmış. Yani şeytanın çekici gibi her yeri dağıtan toz duman eden manasında. Ev 7/24 toz duman olduğu için Murat’ı olağan şüpheli bellemiş belli ki Göksel. Yazık sebil daha 1 yaşına gelmeden günah keçisi oldu yavrum ! 🙂

Ben tabi bu sırada yaklaşık 3-4 dakikalık Murat’ın neredeyse döndüğü ama sonra benim cırtlak sesime dönüp duruşunu ve beni izlemesini içeren bir video çekmiştim bile!

Ya buraya yazarken utanıyorum. Skandal! Sen böyle mi olacaktın Esra? Vah vah.. Titre ve kendine gel kadın!

Neyse dursun burada ki, arada aç aç oku; kendine gel. Yoksa sen böyle kimse laf etmez diye diye iyice her gün ufak ufak karanlık tarafa kayacaksın. Bir gün gelecek bir bakacaksın Murat olmuş sana Murikolokkoo ve telefonundaki 385767392 fotoğrafı her gün bütün eşe dosta saatlerce gönder gönder bitiremiyorsun.

İşte hep “lise bitti üniversite, hadi bitti yüksek lisans, hadi evlendin şimdi çocuk” gazı yüzünden oluyor bu. Fark etmeden insanın etinden gözeneklerinden içeri sızıveriyor kelimeler, kendi düşüncen oluyor, halin oluyor tavrın oluyor. 

E iyi güzel işte, Murat da büyüyor. Bir şekilde iyi kötü yuvarlanıp gidiyoruz. Peki şimdi ne yapmalı?
Sürekli “ilerici” mi olmalı hayat? Biz biraz sakin olsak daha iyi olur sanki. Hep ileri gitmese hayat, ara sırsa durağanlık da iyi gelir.

Daha dumanı bile tüterken anlarının hemen fotoğrafını bastırıp duvara kaldırmasak, tozlanmasına mahkum etmesek? Biraz daha kalsak o anda.

Murat da kalsa bizle. Benim zamanım yavaşladı da O Mika Hakkinen gibi, viraja bile gazla giriyor (90’ların sonunda 2000’lerin başında F1’i keyifli kılan adam, Schumacher’in canının sıkılmasını engelleyen rakip. Ne güzeldi Schumacher&Barrichello vs. Hakkinen&Coulthard günleri …hey gidi. Ve evet iyi bir F1 izleyicisiydim)

O yüzdendir ki diyeceğim, ben hala Murat’ın orasına burasına basıyorum ki belki bir pause tuşu bulurum diye. Biraz Murat’ın tadına varırım. Küçükken ben çorba içmezdim; yerdim. Ekmeğimi parça parça yapıp içine atardım da suyunu çekmesini beklerdim sonra yemek gibi çatalla yerdim çorbaları. Murat’a da ekmek kırsam da çorba “yer gibi” çatalla yesem? Banmak yetmez çünkü.

Paylaşmak isteyen buraya!

2 comments

  1. okuruz_01 says:

    göksel beye selamlar. ne oynuyodu onu merak ettim 🙂 bilgisayarda. allah aile birliğinizi daim kılsın sıcacık görünüyor aileniz murata da sağlıklı mıtlu huzurlu bir gelecek dileriz

    • Her zaman ki gibi World of Tanks. Daha ben hamile değildim başladı warplanes le sonra tanklara geçti. Ben de baya seviyorum aslında izlemeyi. Hamileyken oynamak istedim bilgisayar kaldırmadı maalesef. Taktik veriyorum ben sadece artık 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *