Evde Tek Başına vol.3

 

Ah Göksel dönecekti de, Cumartesi akşamı Murat’ı beraber yıkayacaktık. Sonra onu uyuttuktan sonra oturup haftalarımızın nasıl geçtiğinden bahsedip tatlı tatlı Survivor’a söylenecektik…

Hayaller hayaller. Ama hayat insanın hiç de planladığı gibi olmuyor.
(Burada fonda uzaktan acılı bir bağlama sesi peydahlanır..)

Cumartesi Göksel eve hasta geldi. Hah işte kaderin falsolu topu! Göğsümde yumuşatıp kornere çıkarttım demek isterdim ama maalesef gol oldu.

3 gündür evin kurtarılmış bölgeleri var. Murat Zone ve Göksel Zone olarak ayrılmış odalar, koltuklar, yastıklar, bardaklar… vs. Her bölgeye giriş izni tabii ki sadece bende. Enfekte alana girip çıkarken zırt pırt ellerini yıkamaca, ortam havalandırma da cabası.

Sen misin bir bebeğin yükü ağır geldi 1 haftada diyen? Al sana 2 bebek ! 1’i hele teee 35 yaşında ve hasta!

Şuradan sesimi duyurabildiğim babalara sesleniyorum. Hatta dur dur; sadece baba değil, bir kadınla yaşayan bütün erkeklere sesleniyorum. KENDİNİZE İYİ BAKIN! Sağlıklı kalın! Allah’ınızı seviyorsanız hasta olmayın! O yanınızdaki kadına acıyın, kendinize iyi bakın.

Nedense hasta olan erkekte hastalıkla beraber başka bir durum da ortaya çıkıyor. Buna bütün hastalıkların yan etkisi diyebiliriz. Bu durum mızmızlanma ve söylenme gibi semptomlarla ortaya çıkıp, hastalığın ilerlemesi ile çemkirme, hastalığın abartılarak yardıma muhtaç bir haldeymiş gibi kendini lanse etme gibi daha zorlayıcı hallere dönüşebiliyor.

Ben Göksel böyleydi demiyorum, asla! O da farkında hayallerimin suya düştüğünün. Hatta sadece hayallerim değil; ben de göl kenarında oynarken suya düşmüş, üstünde sudan ağırlaşmış paltosunun ağırlığı altında küçücük kalmış saftirik bir kızcağız gibi başım önümde ayaklarıma baka baka geziniyorum evde. Baya hayaller, üst baş batmış durumdayım.

Murat’tan evvel daha da nazı geçen kocam, artık gerçeklerin farkında olacak ki bu hastalıkla gelen nazlanma sendromunun pençesine düşmedi bu sefer çok. O da farkında ne ben ona eskisi gibi yetebilirim ne de kendisinin çok dağılıp ayılıp bayılmalara fırsatı var. Zira ayılıp bayılacak alan tahsis edilmedi kendisine bu sefer. Yavrucuğum yazık kendi halinde hastalığını yaşıyor; veriyorum ıhlamurunu adaçayını içiyor, limonunu ye diyorum “Yeaaaa ama bunun beyaz kısmı acıı oliiyeaaaa” demeden “Evet canım, C vitamini di mi? Yiyeyim?” deyip yiyor. Maşallah kuzu gibi 🙂

Hatta o kadar aktif bir kuzu ki, bana bile sardı.

Ellerini yıkadın mı? Bilgisayarı demin ben kullandım çünkü. O bardağı makinaya ben koyayım sen elleme, dur sana bir sandoz yapalım. Ne! Üstünü mü çıkarttın sen? E üşüyeceksin! Esra… nasıl hissediyorsun? Var mı bir şeyin?

Ben de hiç böyle bir hasta koca modeli ile karşılaşmadığım için şaşkınlıkla cevap vermeye çalışıyorum. Demek ki dedim ya ben önceden yanlış yapıyordum aşırı ilgi göstererek ve onu bunu manipüle etme fırsatı sağlayarak, ya da  önceden benim o kadar da yorulmadığımı ve biraz daha efor sarf edebileceğimi düşünüyordu. Ya da Murat karşısında baştan yenik başlayacağı bir yarışa soyunmayarak akıllıca bir yol seçti kendine.

Sebebi ne olursa olsun bu mecradan da kendisine kendi yağında kavrulan bir hasta olduğu için tekrar teşekkür ederim:)

Ama tabii bu bile benim gözlerimin bir uykusuzluktan kan çanağı gibi olmasına engel değil. Aman canım, bahsetmeye değmez tabii. Uykusuz olamayan anne mi var zaten? Yazmadım farz edin bu son cümleyi.

İlk evde tek başına’da yaptığım gibi bir checklist yapacak olursam, değişen çok şey olduğunu görebiliriz:

Yemek – dışardan
Su – Çok şükür var
Ev – dağınık ve temizimsi (çok zorlama Esra)
Murat – yıkandı, tok, temiz, uykuda
Baba – Hasta, tok, temiz, uykuda
Anne – tok, pis, yorgun, uykusuz

Sonuç: Bekar ya da bir sebepten tek başına bebek büyüten anneler, sizi toplayıp Orta Doğu’ya salsak ne IŞID kalır, ne başka bir şey. Tertemiz olur oralar; çölü kumu pisi gider hep bağ bahçe olur! O kadar  gönülden inanıyorum, onların yapamayacağı şey yok.

Bu da benden akşam akşam dumanı üstünde bölgesel çözüm önerisi!

Paylaşmak isteyen buraya!

2 comments

  1. Hazel Çelik says:

    geçmiş olsun, eşimin iş yerinde de herkes gripti çok korkuyorum şu domuz gribi yine çıktı 🙁 ne olacak böyle …
    anneler kendileri de yorgun olsalar herkese yetişiyorlar görevi gibi bişi yada içgüdüsel koruma isteği ama hep yıpranan kadın !

    • Ben de ilk domuz gribi diye çok korktum Hazel, ama neyse ki toparladı şimdi; işe gitti hatta sonunda:)

      Bizim yorgun olma şansımız var tabii ama bunun için bir şeyler yapma hakkımız pek yok 🙂 Aynen, içgüdüsel herhalde; hemen atılıyoruz her yere!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *