Bir aduket çeksem karşıki dağlar yıkılır(mı?)

aduket çeken anne

Anneler kutsaldır, annelik bir başkadır, anneler aduket çekse karşıki dağlar yıkılır… vs. demeyeceğim; çünkü bence öyle değil. Bakınız, ben aduket çekiyorum ama hiç bir şey olmuyor. Siz de evde deneyin, göreceksiniz. Anne dediğin konsantre oldu mu cübbesini geçirip Yoda gibi yerden havalanıp süzülerek gezen ulvi bir yaratık değil çünkü. Anne dediğin yürürken ayağı taklıp düşer de; hata da yapar, bazen istemeden de kalp de kırar (bazen de isteyerek!). Her şeyi bilmez anneler; zaman zaman sorar araştırır öğrenir, zaman zamansa doğaçlama hareket eder. Yaptığı seçimlerin hepsi doğru olmaz; çok hata yapar. Bedelini bazen uykusuzluk bazen açlık bazen de yorgunluk olarak öder.

Annelerin de batan çıkan birileri olduğunu öğrendikten sonra, onlardan neden Yoda kudreti beklemememiz gerektiğini de anlamış olmamız gerekir böylelikle. Ancak ne oluyorsa insanların zihinlerinde bu analitik bağlantıyı kuran küçük elektrik akımı “Ben o nörona atlamam arkadaş; oohooo çok uzak orası. Burası iyi böyle” diyerek atlamıyor, iki nöron arası bağlantı kurulamadığı için olay büyüyor büyüyor ve sonuç olarak annelerin insan olduğunu bildikleri halde insan üstü bir evrende insanüstü güçte olduğu iddiası ve beklentisi içinde olan insanlar doluyor etrafımıza.

İtiraf ediyorum, ben de böyle biriydim bundan 1 sene evvel. Çok rahat, teklemeden, bir nefes dahi almadan sarf ettiğim bazı cümleleri şimdi yutkuna yutkuna söylemeye başlasam bitiremem bile cümleyi, boğazımda kalır; öyle büyük lokmalar! İşin doğası gereği, insan yaşadıkça öğreniyor.

“Nedir yani, bıraksalar da bebeği gelseler? Arkadaş yapışık mı bu çocuk onlara… pffff!”demeyin mesela. Böyle boğazınıza bir yapışık kılçık gibi, dünyanın ekmek içini de yutsanız çıkaramazsınız:) Boğazda kalır.

“Ay şuan duymuyorlar sanırım. Onlar yaşaya yaşaya kulakları alışmış bu sese ve kesinlikle rahatsız olmuyorlar bu bebeğin bağırışlarından” da demeyin. Belki o aralar o bebek diş çıkartıyordur da bağırıyordur. Çok canı yanıyor olabilir dişten dolayı ya da karşı konulamaz bir kaşıma ihtiyacı vardır diş etlerini. Belki de o bebek o an mutlu ve mutluluk çığlıkları atıyordur. O an anne baba duysa bile müdahale etmez çünkü. Açlardır o sese. Her gün 24 saat dinleseler o mutlu cikcik sesini doymazlar. Ben, şahsen doyamıyorum mesela. Çaylak bir anne olmamdan dolayı da, her istediğim de cikcik ötmüyor oğlum; yakaladım mı susturmuyorum:)aduket

Ha bazen bu boşa çektiğim aduketleri, işte o söylenen gözlerle bakan ergenlere atmak istiyorum. Bana bu yukarıda yazdığım kibarlıkta bile değil, çok çok daha kaba şeyler söyleyen gözlerle bakıyorlar benim en çaresiz halimde ya; işte o an onlara şöyle bir aduket çekiyorum kafamda. Pofff diye patlıyorlar gözümün önünde zibidiler. Sanki masus ellerimdekini yere düşürüp onlar kahve sırası beklerken toparlamaya çalışırken Murat’ı ağlatıyorum kiiii, beni beklerken izleyecek şov olsun; canları sıkılmasın! Zibidiler! Bir gülmeyi kesip de el vereyim demiyorlar.

Uzun lafın kısası, zibidiyken.. eee öhö öhö yani çocuksuz veya bekarken insanların daha sert bakışları oluyor yabancılara. Yapmayn; yapmamaya çalışın. Çünkü siz “iki sınava nasıl hazırlanacağım, üç toplantı var off ayrı ayrı sunumlar nasıl yetişecek” diye düşünürken, bizler baya baya insan nasıl yetişecek diye düşünüyoruz. Bir miktar bu düşünme aşamasında makinanın aşırı sıcaklayıp, hasar görüp kendini kapatmasını mazur görünüz, alttan alınız efendim. Zira sizin yerinizden bizim yerimize geçerken hayatın pit alanına girip lastikleri değiştirip, benzin alıp, oramızı buramızı yenileyemiyoruz. Eldeki malzeme hep sizin o aralar hor kullandığınız malzeme.

O yüzden kendinize iyi bakın, malzemeye saygı gösterin 🙂

 

 

Paylaşmak isteyen buraya!

2 comments

  1. keyifli anne says:

    Çünkü siz “iki sınava nasıl hazırlanacağım, üç toplantı var off ayrı ayrı sunumlar nasıl yetişecek” diye düşünürken, bizler baya baya insan nasıl yetişecek diye düşünüyoruz. burası çok önemli gerçekten insan yetiştirmek

    • caylakanne says:

      Aslında bebek bakmak kolay; ya da zannedildiği kadar zor değil. Ama nasıl yetiştirdiğin zor tabii. Yoksa saksıda bitki yetişir gibi ver yemeğini, sil altını şeklinde de büyümezler mi? Büyürler elbet.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *