Haydi Tanışalım! Ben Çaylak Anne…

Merhaba! Aşağıdaki yazıyı takip ettiğim bir blogger annede görmüştüm; çok hoşuma gitti. Ben de kendimi böyle tanıtayım istiyorum sizlere.

 

İsim: Esra Tenekecioğlu

Yaş: 29 ( hayır 30 değil!)

Doğum Tarihi: 26.11.1985

Burç: Yay

Medeni durum: Evli mutlu (11.09.2011) çocuklu (14.10.2014)

Çocuk: Murat (5.5 Aylık)

Kardeş: Elif (30, terazi) ve Nida (23, terazi)

Evcil Hayvan: Annemin bir chow chow’u var Çiko adı. 8 yaşında. Evlendikten sonra rüyalarıma giren tek aile üyesiydi. Çok özlüyorum onu, bazen onu görmeye gidiyorum anneme:)

Lakap: İlk babam taktı bana bir lakap, Marsık dedi; çok karaymışım. Sonra Nida Esra diyemediği için bebekken Aça dedi bana. O Aça yıllara meydan okudu. Hala annem bir bebeğe beni tanıtırken benden Aça diye bahseder. Gökselse bana Paşam demeyi tercih ediyor 🙂

İşveren: Paşa Gönlüm

Okul: Canavar gibi okudum, ineğin önde gideniydim. En son ben Akademik kariyer insanıyım lafımı peynirle ekmekle aynen yedim ve dalım olan Siyaset Bilimi Yüksek Lisans’ından akademiden çıkışımı yaptım. Bakalım, halen bir doktora hayalim var. Kısmet bu işler!

En Sevdiklerim   

Renk: Yeşil, Mor,Turuncu

Yemek: Neyi sevmiyorum ki. Lanet olsun içimdeki yemek ayırmayan küçük toramana!

İçecek: Su

Sayı: Yok öyle bir favorim.

Çiçek: Hani sümbül gibi kokar ama sümbül değil. Rengi böyle dışı beyaz yapraklı ortası sarı yapraklı olur. Tipi sanki uzun saplı menekşe gibidir. Sokak köşesindeki teyzelerin favori çiçeğidir. Okuldan dönerken anneme alırdık arada ama ismini hiç bilmezdim; “güzel kokanlardan ver” derdim.

Kitap: Çok zor 1 tane seçmek. Herhalde olduğu gibi bütün Dostoyevski romanları diyebilirim. Kabaca Alman ve Rus edebiyatları favorim ama tabii dalımla da alakalı siyaset teorisi kitaplarımın da yeri ayrı. İlk üniversite yıllarında beni benden alan teorisyenlerin hakkını vereyim.

Film: Thelma & Louise, No Country For Old Men, Life of David Gale, Dead Man Walking, Paris & Texas, Babam & Oğlum, İçimdeki Deniz, LOTR Serisi, Harry Potter Serisi ilk aklıma gelenler.

Oyuncu: Merryl Streep, Phillip Seymour Hoffman,  Helen Mirren, Uğur Polat, Javier Bardem, Şener Şen, Christoph Waltz, Sean Penn, Kevin Spacey ilk aklıma gelenler.

TV dizisi: Grey’s Anatomy, Friends, Üsküdar’a Giderken, İşler Güçler, Modern Family, İkinci Bahar

Şarkıcı/Grup: Pofff… çok var tabii ki. Dönem dönem de farklı takıntılarım oluyor. En son hamile iken Ane Brun, Hayko Cepkin, John Mayer, Kings of Leon ve Jack Johnson’a sarmıştım. Tabi dönüp dönüp başa dinlediğim bir gençlik aşkı Bon Jovi vardır ki, yeri bambaşka!

Enstrüman: Akustik gitarın, bağlamanın, udun, kemanın ve tanburun sesleri ruhumu gıdıklar.

Parfüm: Elimin altında ne varsa. Gökselinkiler bile olur.

Bilgisayar Oyunu: Klasik mayın tarlası ve freecell.

Haftasonu yapılacak aktivite: Kendi kendine çıkıp Kadıköy ilçesi sınırlarında bir yerlerde uzun uzun lakayt bir şekilde gezinme. Sonra bir mekanda oturup kahve üstüne kahve içip o günün çıkan gazetelerindeki bütün bulmacaları çözme.

Tatil/bayram günü: Hiçbirini ayıramam; hepsi benim bebeklerim gibi:)

En Sevmediklerim  

Renk: Kahverengi

Yemek: yok öyle bir şey.

İçecek: Boza zannederdim; bu kış denedim. Süper bir şeymiş; içmediğim yılları düşündükçe kahroluyorum.

Film: Heralde Agatha Christie’nin Poirot karakteri için yazdığı romanların filmleri olabilir. Evde annem bayılırdı şimdi de Göksel durmadan izliyor; dayanamıyorum.

Lokanta: Yoook öyleee bir şeeeyy!!!

Kelime/ Söz: Artık senden geçti.

Sen Hiç?

Aşık oldun mu: Evet.

Sigara içtin mi: Yıllarımı verdim; keşke vermeseymişim.

Alkol aldın mı: Özledimmm şişeninn kokuusunuu özleedimm!!!

Yasaları çiğnedin mi: Bence hayır:) Bence yasa dediğin insanın kendine yakışanı giymesidir!

Öleceğini sandın mı: Daha bugün sandım. 24 katlı binada asansörde kaldım. Kabin dan dun bir yere vuruyordu. Biz kendimizi en alt katta zannediyorduk, meğersem 24. kattaymışız ve otomatik fren sistemi sürekli devreye giriyormuş kabini tutmak için! ç

Evden kaçtın mı: Hayır; ama ergenken çok düşündüm. “Ben şmidi kaçsam sonra gelsem acaba o zaman bu istediğim olur mu yav?” diye saf saf hayal kurardım.

Bir yerini kırdın mı: Şimdilik hayır.

Yalan söyledin mi: Çok söylemişimdir. Ama artık hatırlamıyorum hiçbir şeyi diye söylemiyorum uzun zamandır. İşin ucunda unutmak var bir de. Zor zanaat yalan söylemek. Becerebilene helal olsun.

Çıplak denize girdin mi: Hangi sene girmedin ki deseydin. Her yaz mutlaka.

Tıbbi bir acil durumun oldu mu: Bence olmadı. Bir keresinde  ilkokuldayken ayağıma 5 lt.lik cam damacana düşürüp yarmıştım; annemle babam çok galeyana gelmişlerdi apar topar gitmiştik doktora ama ben onlara “tamam sakin olun, ben iyiyim” diye telkin ettiğimi hatırlıyorum.
İnanıyor musun?

ilk görüşte aşk: Hayır. Ama Göksel’i ilk gördüğümde bir tık atlamıştı kalbim; o ayrı.

Tanrı: Evet.

Uzaylılar: Evet.

Hayaletler: Evet. Hele evde teksem bence sürekli etrafımdalar. Yoksa ben bu kadar sakar olamam; arkamdan birileri deviriyor olmalı eşyaları.

Burçlar: Tabii ki. Yay olmasam daha farklı düşünebilirdim tabii.

Cennet: Babamın şuan olduğu yer.

Cehennem: Olmasa iyi.

Kendin: İnanmasam zaten nasıl yaşayacağımı bilemem.

Adalet: Evren’in adaletine evet, devletinkine hayır.

İyiliğin gücü: İnanmasa zaten nasıl yaşayacağımı bilemem.

 

Hangisi Daha İyi?  

Cola ya da Pepsi: Cola

Portakal ya da Greyfurt: Bu aralar greyfurta karşı çok derin duygular besliyorum.

Bir ya da 2 yastık: 1 yastık.

Banyo küveti ya da duş: hepsinin zamanı var.

Pencere ya da klima: Pencere.

TV ya da radyo: Radyo.

Kağıt ya da plastik: Kağıt.

En Son Ne Zaman?  

Ağladın: Bugün bir arkadaşımın bebeği alerjik reaksiyon gösterdiğini öğrendiğimde. Bebeklere karşı hala aşırı hassasiyetim var. Lohusalık sanıyordum, baki kaldı.

Sinemaya gittin: Ne yazık ki hatırlamıyorum. Geçen sene bir ara gittik.

Telefonda konuştun: Bugün öğleden sonra yeni doğum yapmış bir arkadaşıma meme ucu yarası için karanfilden doğal jel tarifi verdim:)

Kitap okudun: Geçen hafta elektrikler kesikken yarım bıraktığım Filozof Bebek kitabını okudum.

En değer verdiğin şey: Ailem.

En büyük başarın: Şu an olduğum insan.

En büyük korkun: Murat’ın ihtiyacı olduğu kadar yanında olamamak.

En yetenekli olduğun alan: İnsanları güldürmek.

Kim?  

Tanıdığın en iyi insan: Yelina Tayfur

Seni en çok güldürür: Murat ve Küçük kardeşim Nida.

Tavsiye için gittiğin kişi: Göksel, annem

Nefret ettiğin kişi: Kimseden nefret etmiyorum. Kızarım geçer hemen sakinleşince. Ama konuşmamayı tercih ettiğim insanlar var. Görüşmeye gerek görmediğim.

Senin hakkında en fazla şey bilen kişi: Göksel.

Sana en fazla email gönderen kişi: Göksel.

Seni ne…?  

Mutlu eder: Güzel yemek yemek. Milli basketbol maçlarını son dakikada kazanmamız ( Sırbistan maçının so 7 dakikasını hala arada açar izlerim:) ), içinde olduğum moda göre ilaç gibi müzik dinlemek

Mutsuz eder: Sevdiğim insanların çözemeyeceğim bir sıkıntı yaşaması.

Sen..?

Bir asi misin yoksa kuralları izler misin? : Kuzu gibiyim.

İyi bir arkadaş mısın?: öyle olduğumu düşünmek isterim.

İyi bir dinleyici mi?: Çoğu zaman evet. Ama bazen dinlerken hülyalara dalıp gittiğim de olabiliyor. Daha çok çaylak bir anneyim; olsun o kadar ama uykusuzluktan.

Gelecek hakkında  

Kendini 10 yıl sonra nerede görüyorsun?: 10 yıl sonra yine böyle bir laptop başında ( artık yeni teknolojilere yetieşmiyorum, o zamana külüstür olmuş bir laptop bulurum) o gün ki yazımı yazarken görmek istiyorum. “Ah canım yavrulrım, ne de güzel yemeklerini yeyip ödevlerini yapmaya gittiler. Canım kocacım da sağolsun bulaşıkları toparladı, mutfağı temizledi ve elinde 2 kahveyle geliyor. A ah? O da ne? Yanına bir de baklava koymuş! Ah şu Göksel! Bir türlü 1-2 kilo fazlalığım olduğunu anlatamıoyrum. ‘Hayatım çok zayıfsın, spor da yapıyorsun, yersen bir şey olmaz bu kadar baklavadan’ deyip deyip her akşam böyle hoşluklar yapmasa olmaz” derken görmek istiyorum!!

Gelecekle ilgili hayal mi kurarsın yoksa kendini akışına mı bırakırsın?: Hayal kurmadan nasıl uykuya dalınır bilmem. Her gece klasik rutinim önce günün değerlendirilmesi sonra kısa orta ve asla gelmeyecek çoooooook uzun vadede hayyaller kurmaktır:) Öyle tatlı tatlı da uykuya dalarım:)

 

Paylaşmak isteyen buraya!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *