Murat’ın BLW Günlüğü – 02

9 gün sonra yine bir blw günlüğü notu ile beraberiz. Gönül isterdi ki, “Murat öyle yiyor böyle yiyor, efenim yemeği bitiyor masasını dişliyor yumurcak, maşallah öyle iştahlı kıh kıh kıh!” cümlesiyle lafa gireyim. Ama öyle bilinir ki, blw ye giden yollar sarp kayalar ve dikenli tellerle bezelidir:) Biz de oralarda geziniyoruz halen.

Geçtiğimiz Pazar günü, “bu işi yapacaksak doğru yapalım” gazı geldi bize ve Kartal’daki ekolojik pazara gittik. Murat’ın sebzelerini ( onun ki can da bizimki patlıcan herhalde) organik sertifikalı üreticilerden almaya karar verdik. Allah muhafaza, semt pazarından alırsak yemez memez şimdi! 🙂 Pazarın yeri çok rahat. Pazar da görece büyük. Beklediğim daha fazla çeşit ve tezgah vardı. Murat için havuç, bal kabağı, kereviz ( henüz bitmemişken) , patates ve organik tam buğday unu aldım. Çocuğun ertesi gün kek yemeyeceğini biliyorum ama BLW Cookbook kitabından bir kaç tarif denemesi yapmak istediğim için şimdiden aldım.  Kendimize de yumurta aldık. Ben dramatik bir fark göremedim. Ama şu da var; zaten biz yumurtaları ya Çatalca’dan çiftliği olan bir aile dostundan ya da annemin alışveriş yaptığı ve gezen tavuk yumurtası satan bir şarküteriden alıyorduk. Demek ki zaten organik yiyormuşuz! 🙂

Önceki yeşil kabak tecrübemizden gelen motivasyonumuzla havuca güvenim tamdı. Hem tatlı hem kabak kadar vıcık vıcık değil. Ben bunu Murat’a yediririm her türlü arkadaş! BLW’nin kitabını yazarız bugün burada, hahayt!” dedim. Gerçekten dedim, itiraf ediyorum.

Pazar ve Pazartesi günleri çaresizce haşladığım bütün havuçlar yeri ya da benim midemi boyladı. Kitapta ilk zamanlar yemeyebilir, oynayabilir sabredin yazıyor. Sizinle her öğün sofraya otursun ve sizinle yemek yesin… Peki. Her öğün oturttuk Murat’ı masaya. Bize yemek , ona havuç. Sanırım Salı günüydü, masada bize bakıp ağzını çiğner gibi oynattı. Sonra elini attı bir havuca ve ağzına götürmeye başladı. Ya kendiyle nasıl bir savaş veriyor çocuk, inanılır gibi değil. Doğası gereği bizi taklit etmek istiyor, dolayısıyla o havucu ağzına götürüp bizim yaptığımız gibi yapma eğilimi onu yönlendiriyor. Ama bir taraftan da bu elinde tuttuğu şey ne diş kaşıyacak kadar sert, ne de emecek kadar yumuşak. Hay bin kunduz!

Biz Göksel’le her havuç ağza yaklaşıp uzaklaştıkça hop oturup hop kalkıyoruz. Sonunda cesaretini toplayıp ısırıyor ama inanılmaz mutsuz. Sanki adama bamya yediriyoruz (hayatımda ilk bamyayı 28 yaşımda yedim; ilk sorduğumda bana sümüklü dediklerinde bamyayla olan bütün hukukumu başlamadan bitirmiştim çünkü).

Bal kabağına geçtiğimizde durum biraz daha düzeldi. Yine tiksinerek ağzına götürüyor ama en azıdan her önüne koyduğumda, her öğünde bizimle beraber oturup yapılması gerekenin o önündeki yemeği yemek olduğunu anladı. Bundan hoşlanmıyordu ama yine de keşfetme dürtüsüne karşı koyamıyordu. Ben ağzına sokuşturmuyorum; kendi yemeğimi yiyorum, bazen de ziyan olmasın diye ona haşladıklarımı yiyorum. Beni gören Murat da ağzına götürüveriyor bal kabağını.

Dün ve bugün kabakları biraz daha sert haşladım. Murat diş kaşıyıcı olarak kullanmaya çalıştı. Sert bir şekilde ısırdı ve büyük parçalar kopardı. Hemen müdahale etmedim. Görüyorum oysa ki, çiğneyip yutması mümkün değil. Murat’ın kendi kendine lokmayla vereceği mücadeleyi merak ettim açıkçası. Çok kısa sürdü, hiç heyecanlı değildi:) Hemen çıkarttı. Demek ki bebek de olsa, hayatta kalma içgüdüleri çok kuvvetli. Demek ki tıkanmadan halledemeyeceği bir durumla karşılaştığında olması gerekeni hemen yapabiliyor; yapamadığında ise yardım isteyebiliyor. 🙂

 

Oynadıııık oynadııık oynadık. O kabaklar ezildi, eridi, mıncıklandı. Bir şey başlarına gelmedi, o da yenmek:)

Karıncalar geldi sonra; Murat karıncalarla tanıştı. Aklı çıktı çocuğun 🙂

Ben de Murat’a özendim o anda çok. Her şeye şaşırıyor, her gün 1000 tane yeni bilgi, değişik şey. Hayat ona güzel, hayat ona heyecanlı:)

Ben de onunla sıfırdan başladım, ikinci turu atıyorum. Böylesi de ayrı tatlı:)

Sonuç olarak baktığımızda bu çocuk şu ana kadar bir kaç sebze tattı. Ama sadece tattı. Şimdiye hapur hupur yemek yiyen bebekler de var; ne yapalım, özenmiyorum. Murat yemek konusunda hep kendi çizgisinden çıkmayan bir bebek oldu. Benim değil onun yönlendirmeleriyle devam ediyoruz. Önümüzdeki hafta doktor kontrolü var. O zamana kadar daha alacağımız yollar, denenecek sebzelerimiz var.

3. yazıya “Murat bugün şöyle yedi, böyle yedi, ma deli yedi , of çok yedi” lerle başlamak dileği ile:)

 

Paylaşmak isteyen buraya!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *