Bebek Giyen Anneler Buraya! Eller Havaya!

 (Hani ellerimizi kullanabiliyoruz ya, bebeği elde taşımadığımız için rahatız ya yani o bakımdan dedim 🙂 )

Doğumdan beri çok aman aman bir lohusalık geçirmedim. Mahvolmadım; depresyona girmedim. Ya da yaşadıklarımı “Ammaan bu da ne ki? Ben iyiyim yine de” diye düşünüp, her zaman daha da kötü olabilecekken bu halim yine iyidir olumlaması (vah canııımm) ile kendimi salmadım hiç.

Arada kayışın koptuğu anlarım oldu; ama bagajı boşaltınca, bir yeni doluma kadar kuş gibi gezinebiliyordum 🙂

Bir de şu yazıda anlattığım gibi günlük aktivite olarak da ufak yük hafifletme seansları yaşadığım için uzun vadede hiç etrafıma dehşet saçmadım (diye düşünüyorum… Aksini söyleyen mi var ya? Kim o ya! Kime ne yapmışım ya! Hööyytt! Kuzu gibi uyumlu ve gülecim bir kere arkadaş.)

Ama Murat’ın ek gıdaya geçiş serüveni, altlı üstlü dişleri, emeklemesi, ayağa kalkması, kendini extreme sporcu sanarak daha dün bir bugün iki dengesini bulamadan tutunmadan yürümeye çalışıp bam güm düşmeleri ve bizim ilk acil ziyaretimiz (çok acılı ve içli bir hikaye… Anne açısından. Annenin pireyi deve yapması açısından. Yoksa oğlan iyiydi ama ben öldüm öldüm dirildim o ayrı. Ayrı postta anlatacağım) benim günlük rutinlerimizde değişiklik yapmama neden oldu.

Günün olabildiğince fazla zamanını dışarda geçiriyoruz. Çoğu zaman başka bebekli arkadaşlarımla buluşuyorum; ya da bebekli annelerle aktivitelere/toplantılara katılıp, arkadaş edinmeye çalışıyorum.

“Bu saatten sonra ne arkadaşı yea! Bana benimkiler yeter! Kim kimi tanımak için uğraşır ki” dediğim günleri de hatırlıyorum; ama her lafımı hapur hupur yutmaya doyamadığım gibi bunu da kesinlikle yemesini iyi bildim!:) (bkz. Çaylak Anne)

Türlü türlü mecralarda bebek konulu/konusuz topluluklarda aktif olduğumdan bahsetmiştim. Oralardan bazılarından halen devam eden aktif üyeliğim sonucunda sosyal hayatımda da görüştüğüm insanlar olduğunu arkadaşlarım olduğunu da şurada yazmıştım.

Geçen hafta yine daraldığım günlerden bir gün bu mecraların birinden çağrı yaptım.

bulusma talep fotosu“Hadi bu ikiliyle buluşmak isteyen başka babywearing anneler varsa el kaldırsın!” Biliyorsunuz ben Murat doğduğundan beri onu türlü türlü araçlarla taşıdım hep. Yenidoğanlık, ilk gazlı aylar hep sling de geçti; çok da güzeldi. Sonrasında kanguruya geçtik. Şimdi bir zehir gibi bütün benliğime yayılan bu babywearing aşkı sonucunda evde 5 tane ayrı taşıyıcı/sling var ve ben hala yenilerini kovalar haldeyim.

Benim öyle ayakkabıydı, terlikti, çantaydı heveslerim olmadı hiç; meğerse benim de Kriptonit’im buymuş! 🙂

3 tane zehir gibi anne ve minik güzel kızları el kaldırdı. Ay Murat’la bir havalara girdik bir havalara girdik!! Kız bebelerin hepsi birbirinden güzel 🙂

Türlü türlü aksilik ( ne aksiliği ! Sırf benim mallığım ya! Cüzdanı evde unut, kredi kartını alma, Murat’ın bir ayakkabısı var ötekisi kim bilir hangi mazgal deliğinde… ohooo o! Murat’ı unutmayım da bir yerde:) ) atlattıktan sonra sonunda buluştuk.

Bu buluşmada şunu anladım. Arkadaşlar toplanıp aynı zamanlarda çocuk yapmalı. Kimse kusura bakmasın, babalar, anneanneler, babaanneler, dedeler, teyzeler, halalar hiiç kusura bakmasın. Bir anne ancak başka bir anneye şöyle oturup rahat rahat içini boşaltabilir; onu da ancak başka bir anne anlayabilir. Dert yanmanın da, dedikodunun da, devlet meselesinin de, günlük geyiklerin ve genel çözülmezlerin de her şeyin en doğal haliyle ve en doyurucu yaşandığı yer orasıydı.

Neden mi?

Çünkü hiç birimizin gereksiz kibarlıklara, yersiz sohbetlere ve anlamsız sözlere ayıracak gram zamanı ve hevesi yok! Zaten içtiğimiz çaydan bir şey anlayamıyoruz; tam sıcak içecek içecekken Jedi bebeler bunu sezip zınk diye uyanıveriyorlar; bizlere kalan 3 kuruşluk zamanımız ve en iyi halde bile %25 – %40 CPU Performansla çalışan kafalarımızla ancak ve ancak dibine kadar dürüstlüğe gücümüz yetebiliyordu. bebekgiyen annelerbuluşma

Çok keyif aldım. Çok rahatladım.

O gazla bu hafta da La Leche League’in Istanbul toplantısına katıldım. Ankara ve Antalya’dan sonra İstanbul’da da buluşmalara başlanıldığını öğrenir öğrenmez atladım. İlk doğum yaptığımda çok aranmıştım İstanbul toplantılarını ama olmadığını öğrenince var gücümle Emzirme Sanatı kitabına sarılmıştım. Şimdi ise katı gıdalara geçişte diğer annelerin tecrübelerinden faydalanabilmek, onlara kendi emzirme/katı gıda tecrübelerimi(tecrübesizliklerimi) aktarabilmek, aynı evrende yaşadığım insanlara aynı havayı solumak ve Murat’ın da başka bebeklerle iletişime geçebilmesini sağlamak adına Inanna Kadın Farkındalık Merkezi’nde düzenlenen toplantıya katıldım.

Toplantıya katılım inanılmaz fazlaydı; ve %90 bebek giyen anneydi! Hah! Doğru yerdeyim galiba:)

lalechepostuÇok keyifli bir 2 saat geçirdik. Murat 1 yaş civarı 3 bebeyle oynadı; toplantıyı 10+ anneye ve bebeye mundar ettiler resmen. Mobilize bebeler dört bir yanı dişleyip çığlık çığlığa pilates topunun peşinden koşuşturdular.

Bir sonraki toplantıyı da dört gözle bekliyor olacağım.

He bütün bunların katkısı bana oldu da Murat’a ne oldu?

Adam dışarda daha güzel yemek yemeye başladı. Etrafına baka baka eline alıp köfteyi, muzu, kayısıyı kemire kemire yedi 🙂 Böylece rüştünü ispat etti. Gezenti ananın gezenti oğlu.

Ne de olsa Yay burcuyum; olsun o kadar 😉

Paylaşmak isteyen buraya!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *