Murat’ın BLW Günlüğü -05

Murat’ın yemek yemekten pek de haz almadığını artık söyleyebiliriz. Çocuğun daha fazla keyif aldığı, ve zamanını onlarla geçirmeyi yeğlediği bir dolu başka aktivite var. Bunların başında emmek geliyor mesela. Oyuncaklarını ısırmak, oyun halısını kemirmek, suluğunu kemirmek, mama sandalyesini dişlemek, yatağını kemirmek, insanların gözlüklerini saçlarını ve bilhassa parmaklarını ısırmak… Say say bitiremem. Kısaca Murat katı olan her şeyi ısırıyor, dişliyor, kemiriyor da iş yemeğe gelince sensörleri devreye giriyor sanırım.

Dur la dur, ters bir şey var. Bu ağızda dağılıyor ısırdığında. Aha! Ay bu yemek ya! Resmen kumpas var; bana yemek vermişler. Kalk kalk kalk; hiç oturma müdür, bunlara yüz vermeye gelmez. Sen şimdi bir eline alsan ağzına götürsen, yarın koca tabak yemekle gelir bunlar çok fenalar çoook” diyor içindeki çakal bebe.

Erik kafası çok güzeldi tabii. Ondan sonra bu ana bir çıldırdı. Kurabiyeler, ekmekler, yoğurtlar, peynirler… her şey de ev yapımı.

Biliyorsunuz ev yapımı yemek yedirmeyen anneyi dövüyorlarmış artık!.) Sosyal medya ve bloglar tarif kaynıyor. Öyle böyle değil! Ben de takip ettiğim bir kaç annenin ve naçizane kendi yorumlamalarımla ufak ufak evde bir şeyler yapmaya başladım.

Ben kendime de oyuncak buldum ya; mutfakta incik cincik doğal lezzetler yumağı halinde takılıyoruz. Zaten beyim mıncırıp mıncırıp yerlere attığından ben kendime yapıyorum ne yaptıysam:)

kurabiye 3Bu beyefendinin bebek kurabiyesiydi mesela. Farklı farklı şekillerde yoğurdum ki bakalım hangisi beğenir, tutar diye bakmak için. Bir tanesini ucundan bir kurcaladı, geri kalan 1 tepsi kurabiyeyi biz yedik.

Sonra ekmek yaptım paşaya. Blw Turkiye sitesinde çevirdiğim tariften uyarlayarak yaptım.

Onun da her sabah dilimlenerek sunulması, Murat’ın eline alması mıncırması ve yere atmasıyla sonu aynı oldu.

Sabahları kahvaltı olarak paşama yumurta sarısı, peynir, salatalık, avokado, muz, gün kurusu kombinasyonları yapıyorum.

 

Yumurtayı çeşitli pancake’ler ve omletler olarak sundum; şu ana kadar pancakeleri biraz mıncıkları yemeye yeltendi diyebilirim. Ama sonuç olarak henüz yedirebilmiş değilim. pancake blıkBu yanda gördüğünüz sade olan. Ev yapımı lor peynirli pancake, muzlu pancake, muzlu tarçınlı pancake denendi; sonuç rezalet:)

Ama bu anne pes eder mi? Etmez. Her sükut-u hayal anında biraz geziniyorum blw sitelerinde, instagram ve youtube günlüklerinde. HOP! Hemen titreyip kendime geliyorum.

Yer yaa , yer yer yer… Bence yiyecek. Yani henüz ben onun yumuşak karnını bulamadım belki. Tamam bugün şöyle bir şey yapayım o zaman” diyerek kendimi yine antin kuntin bir hazırlığın içinde buluyorum.

Ama kendime dışardan baksam gülemem bile; üzülürüm haline:) “Ay zavallı yaaa ne kadar da hevesli ya. Ay Murat şunun şu saf saf yeri boylayacak şeylere saatlerini harcadığını görse, sevabına ağzına iki lokma götürür” diyor kafamdaki ukala kadın.

Sonra günlerden bir gün blwannesi Sima’nın bloğunda yayınladığı tariflerde gezinirken bebek köftesini uygulamaya karar verdim. Çok yumuşak ve tam da bende mevcut malzemelere göre bir tarifi vardı. Girdim mutfağa. Tek fark olarak ekmek içi yerine irmik ıslattım, onu kattım. Çok yumuşak oldu köfteler. Valla biz de ucundan Göksel’le tırtıkladık:)

Müdür Bey ucundan yakaladığı köfteleri – o akşam günündeydi herhalde- ağzına hop hop götürmeye çalıştı; a az da başardı ve yedi. Biz de Göksel’le onu izlerken doyduk yine! 🙂 Ne müthiş duygu arkadaş yiyen bebek izlemek. Fahri doygunluk hissi geliyor insana. Sonra beni basıyor duygular duygular 🙂 Şunu dediğimi itiraf ediyorum;

“Ayy annen sana her gün ne köfteler yapar yaaaa! Ah yavrum yesin deee ben ona niler niler yaparım. Aman da kuzum yaa!”

İçimde yaşayan bu tuhaf kadına sinir oluyorum; “sok geri içeri” diyorum kendi kendime. Göksel’de tuhaf buluyor bu içimdeki teyzeyi, eminim; evlendiği kadının bu kadar duygu seli içinde bir anda değişik karakterlere bürünmesi onu da şaşırtıyor.

Bu çocuk beni türlü türlü hallere sokuyor; tuhaf karakterler ürüyor içimde. Bazısı iyi hoş da bu tiyzeler kabuğumda pek bir eğreti kalıyor.

Hadi hayırlısı!

 

Not: Ben şimdi bu toplama tarifleri yarın öbür gün bir sayfa açıp koyacağım; yemeyen başka bebek annesi olursa belki onlar da gelir bakar yaparlar; sonra da benim gibi masadan topladıkları mıncıklanmış lokmaları kendileri yerler:) Hepiciğinize afiyet olsun:)

Paylaşmak isteyen buraya!

3 comments

  1. Esra ne de güzel yazmışsın… Hele o duygu seli var ya, insan gerçekten kendine şaşırıyor çoğu zaman. Neydim ne oldum, nasıl oldum, ben hangi ara böyle oldum?
    Ellerine sağlık, Murat’a afiyet olsun. İrmik harika fikir 🙂 sevgiler

    • caylakanne says:

      Teşekkür ederim Sima:) Benim de moral motivasyonumu sağlıyorsunuz Mert’le ikiniz. Tam diyorum “bu çocuk yok, bozuk çıktı; yemeyecek”, biraz nefes alıp sana bakıyorum ne yapmışsın Mert ne yemiş, ben de bir deneyeyim diyorum belki bunu yer:) Ne de olsa her gün yeni bir gün, yeni bir fırsat:))

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *