10 Aylık Bebekle Tatil

Bebekle tatil tatil midir? Değilse nedir? Neye benzer? Gidilmemli mi evde mi kalmalı? Yanınızda bir kaç kurban götürmeli mi bu maceraya solo mu atılmalı ebeveynler olarak? Bütün evi koli koli tatil beldesine mi taşımalı “Amaaaan canım 3 -5 bir şey koy yiter” diyerek rahat tavırlar mı takınmalı?

Bu soruların hepsini cevabı bu yazıda! …. Yok. Ne alakası var? Ben de bilmiyorum ki? Kelin ilacı olsa kendi  başına sürer. Bir zavallı çiftin tatil an(c)ılarını okuyacaksınız şimdi:)

Öncelikle ne götüreceğimize karar vermek çok zor olmadı. Beyler önden arabayla Bodrum’a gideceklerdi ve biz kadınlar da Murat’ı da yanımıza alıp uçakla Cumartesi sabahı onlara katılacaktık. Dolayısıyla arabayı tıka basa doldurma opsiyonu verildi bana.

Diğer tatil arkadaşı garibanlara ( Onlara yer yer kurban yer yer de gariban olarak hitap edeceğim bu yazının geri kalanında:) ) birer çanta hakkı verdik; onlar da sağ olsunlar fukara gibi 1er 2 şer şort t-shirt alıp gelmişler.

Ben de dediğim gibi Murat’ın eşyalarını toplarken zorlanmadım. Bodrum’a 1 hafta tatil için Murat’ın her şeyini – evet evet doğru okudunuz – baya baya bütün dolabını götürdüm. Ya utanmadan bir de diyorum ki “Ay neyse şu 2-3 body’yi almayayım. Ne de olsa evde çamaşır makinası varmış. Yıkarız çok sıkışırsak!”.

Tatile taşındım esasında. Ama içimdeki çok cool ve rahat görünümlü anne bu durumu kabullenemediğinden, adam gibi bu eşyaları ve bizim eşyalarımızı 1 bavula koyup derli toplu gitmektense, hepsini 2 dev gibi Göksel’in kamp için aldığı sırt çantalarına, 2 spor sırt çantasına ve 1 el bagajına koydum.

Te Allahım ya! Çok coolsun ya çok! Yani sırt çantasıyla taşıyınca aşırı tedbirci manyak anne olmadığını mı sanıyorsun sevgili ampul ben??

tatil8Neyse. Doldurdum arabayı gönderdim. Yazının sonunda tatil öncesi hazırlık ve tatil sonrası deneyimlerin farkını yazacağım.

Puset almadım uçağa kanguru ile gittik. En doğru karardı. Hiç zorlanmadık. Uçak rötar yaptı 1,5 saat. Uyutmadan bekledim, tam uçak kalkarken emzirdim, öyle bir bayıldı ki kalkarken motorun artan sesine oralı bile olmadan uyudu kucağımızda. Uçak inerken de uyandı yine emzirdim ki kulakları acımasın. Sorunsuz indik. Havaalanından Göksel bizi karşıladı. (Bu arada neden arabayı götürdük? Bebek koltuğu olan araba kiralamak mümkün olur olmaz bilemediğimiz için, minibüste takside kucağımda güvenli olmayacağı için arabayı götürdük). Yaklaşık 50 dk sürdü havaalanından Karaincir’e yolculuk. Orası da sıkıntısız atlatıldı.

Sonra eve yerleşildi ve tatil resmi olarak başladı. Bir hafta her sene olduğu gibi Aspat’ta sörfe gittik. Sörf yapmayanlar çimlerde sörf yapanlar denizde, kalan zamanlarda da yine denizde ya da çimde sohbet muhabbetle geçti. Öğle uykularında hiç zorlanmadık. Yanımızda götürdüğümz pusete Murat’ı koyup 10 dakika dere kenarında gezindiğimde dalıyordu; ben de onu ordan alıp gölgede bir şezlonga yatırıyordum. Akşam üzeri 6 gibi eve yolculuk. Duş, yağlanma giyinme ve emzirme seanslarından sonra 7-8 civarı uykuya geçiyordu Murat.

tatil1

Sadece ilk gün uyumadı; biz de fırsat bu fırsat hep beraber Turgutreis’e yemeğe gittik. Bizimle oturdu, hatta kuzu şiş bile emdi. Yedi diyemiyorum çünkü kocaman kuzu şişi ağzına attığı için çiğneyerek 1 sene sonra ufalayabileceği bir parçayı ancak sakız gibi çevire çevire emdi. Ben en son masadan kalkmadan ağzından aldım; o zaman da çok sinirlendi hatta.

Sonra düşündüm, çocuk çok haklı. Zorla ağzına dalıp bir şeyi alıyorum Onun olan bir şeyi. Çok büyük işgal aslında. Adamın alanına giriyorum bariz.

Yemek konusuna gelecek olursak büyük umutlarım vardı, suya düştü. Meğer adamın 7. dişini çıkartması bizim tatile denk gelmiş, peki. Benim için bir değişiklik yok, yine yemeyen bebek. Yine ıvır zıvır yemeğe kasan anne.

Peki uyum sağlaması zor oldu mu? Murat’la yaz tatili yapılır mı?

Hem de nasıl. Adamı sudan alamadık yahu. Denizden çıkartsak olay olay olay, hop hemen duşa alıyoruz. Tuzlarından arınıyor kurulayalım diyoruz, of of of rezalet çıkıyor. Çok sıcak gölgede havuzunu dolduruyoruz 1 saat oynuyor 2 saat oynuyor çıkartamıyoruz. Tatilin en sevdiğim anları onunla denize girmekti. O minicik ayaklarını suyun içinde çırpması, yüzüstü yatırır yatırmaz ayakları uzatıp çırpması ellerini uzatması… Beni inanılmaz mutlu etti. tatil9 tatil11

Hep kendi çocukluğuma gittim o anlarda. İnsanın bazı şeyleri olup olmadık yerde hafızanın çukurlarından tutup getirmesi çok tuhaf. Bir anda gözümün önüne babamın, eniştemin kollarındaki halim geliyor. Sanki onlar beni çeviriyor suda ve ben ayak çırpıyorum Murat değil. Onların beni çevirmesi ve benim kahkahalarım geliyor aklıma; hiç düşünmeden aynılarını yapıyorum ben de. Baktım, Murat da basıyor kahkahayı. “Of” dedim.

“Ne güzel yapmışım; babam ne mutlu olmuş demek ki o zaman. Şu hazzı, şu sevinci yaşamış ya, ne harika bir an yaşatmışım babama!” 🙂 Sonra hülyalaaar hülyalaaar 🙂

Geri gel genç, kucağında Murat var:)

Murat çok eğlendi, çok yoruldu, iyi vakit geçirdi. Beraber gittiğimiz kurbanlarımızla çok oynadı, arkadaşı belledi onları. Eve döndüğümüz gecenin ertesi sabahı evinde uyanmak hiç hoşuna gitmedi. Döndü döndü bütün odaları dolaştı arkadaşlarını aradı; bulamadı. Onlara seslendi ( özel seslenmeleri vardı hatta aralarında Nevra ile) cevap gelmedi, dudak büktü. Oturdu salonda onca oyuncağının ortasında ağladı, durdu, seslendi, etrafa bakındı, kuş gibi oturdu ağladı hep o gün. Çok üzüldü. Akşama babası kapıdan bavullarla ve diğer erkek garibanlarla girene kadar! Ah ne sevindi; ne çıldırdı:) Bütün gün gülümsetemediğim bebek yine kikir kikir gülüyordu Ceki’ye ve Emrah’a. Ne yazık ki onlar da ertesi gün iş olduğundan ve 12 saat yol geldiklerinden en kısa zamanda evlerine gitmek üzere yola çıktılar.

Peki anne babada durum neydi?

Yok canlar, kusura bakmayın . Anne baba olunca tatil tatil olmuyor. Baya yorulduk. Ama ağlamayacağım; güzel geçti. Denize de girdik; sörfe de çıktık; oğlan uyuduktan sonra hep beraber harika Karaincir koyu manzarasında mangal yakıp balkonumuzda keyif de yaptık. Ama yok canlar, bu başka tatil oldu:)

Peki gelelim garibanlara… Onlar ne yaptı?

Garibanlar 2 çift evli arkadaşımız. Senelerdir yaz kış beraber tatillere çıktığımız arkadaşlarımız. Onlara tatile çıkmadan defalarca ısrar etsek de onlar otelde kalmayıp bizimle ve Murat’la eve çıkmayı tercih ettiler ( Bence onlar da kendilerine Neden? diye sormuşlardır tatil dönüşü 🙂 ). Garibanların 1 yıl boyunca daraldıkları işlerinden izin alıp geldikleri tatillerinde sabahları 6 da bilemedin 7 de günleri başlıyordu. Sonra öğle uykuları zamanı Murat yanımızda uyurken fısıldamak zorunda kalıyorlardı ( tamam tamam baya susturduk konuşturmadık insanları). Akşam yemeğine eskiden olduğu gibi Bodrum’da balıkçılar çarşısına gidemediler bizi evde bırakıp; arkasından Adamik’e hele hiç gidemediler. Sadece 1 gece 5 dakika uzaklıktaki Akyarlar’da 4’ü bir yemek için kaçtılar, o kadar. Bebekle tatil, onlara da tatil olmadı anlayacağınız.

Onlar olmasaydı biz mahvolurduk o kesin. İnsanlar neden tatillere birileri ile gidiyorlar çok iyi anladık. Murat’ın en yabani döneminde çok iyi anlaştığı ve sevdiği, sıcaklıkla yaklaştığı 4 kişi olmasalardı bu tatil bizim ailecek yapacağımız en skandal tatil olurdu. Göksel’le benim denize girebilmemize, nefes alabilmemize imkan sağlayan canım ciğerim garibanlarıma buradan çok teşekkür ederim. Siz siz olun; hamile kalmadan arkadaş biriktirin 🙂

Kötü günü filan geçtim, böylesine en iyi günlerin de bile insanın çok ihtiyacı oluyor arkadaşa. Oğluna ilgiyle sevgi verecek enerjisi kalıyor böyle arkadaşlar sayesinde insanın içinde; var olsunlar, sağ olsunlar:)

 

Paylaşmak isteyen buraya!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *