Uzun aradan sonra merhaba!

Yazmayı özlediğimi fark ettim ve hemen açtım bloğu. İnsanda ihtiyaç halini alıyor bir yerden sonra yazmak. Günlük hayatımı yaşarken “ne yazayım, şunu da yazayım, bunu da yazayım” derken geçiriyorum. Ama bir türlü bir aydır oturup da yazmaya başlayamıyorum.

eçtiğimiz 1 ayda çok şey oldu.

Taşındım; Kartal’dan Kilyos’a. Evet, bir türlü ortayı tutturamıyoruz, bir uçtan öbür uca uçuyoruz. Murat taşındığımız günden itibaren 3 hafta süren bir ishalle boğuştu. Bu süreçte vücudu yorgun düştü, ateşlendi, 4 gün 38 altına inmeden gezdi. Tabii yemek yemek de mazide kaldı bu süreçte. o “Yedi ya la! gerçekten yedi yaa” sevinç çığlıkları fıssss dedi bitti. Neyse ki ishalin arkasından bulutlar aralandı da güneşi yine gördük ucundan ucundan:) Artık buraya da yazmaya korkuyorum ! Göksel’in yıllardır üstüme oynadığı “Nazaaağğğrrrr” kozunu yutmaya başladım galiba:) Ne zaman adam yedi yazsam, ÇAT! bir şey oluyor:)

“Hayat” diyorum, “olur öyle” diyorum, “takma canım yine yer şu bir geçsin” diyorum; ama yok ! Her başa gelen musibetten bu zavallı bloğum sorumlu:) Giderek ben de inanmaya başladım galiba. Yazarken 2 düşünür oldum:)

Uzun zamandır kafamda olan bir planım vardı. İş planı aslında. Hayalim de diyebiliriz. Murat doğmadan evvel düşünüp düşünüp “Aman saçmalama da bak işine” deme marifetiyle kendi kendimi silkelerdim. Bir nevi gerçeğe döndürürdüm. Artık hayalimi gerçeğe döndürmeye karar verdim; kendimi değil:) Böylelikle hayallerimin dünyasında yaşayabileceğim:) Ne olduğu ile ilgili bilgiyi bir post sonra vereceğim. Çok  yazasım var onunla ilgili şimdi burayı şişirmeyeyim.

Sonra ev tabii. Ev hiç bitmiyor arkadaş. Evlendiğimizde taşındığımız evden geldik buraya. 4 sene ordaydık. Taşınırken farkettik ki, “Hee bunu da sonra ayarlarız” diye kenara koyduğumuz zavallı bir koli varmış; onu hiç açmamışız ! A AH! Skandal… Aynen buraya geldi.

Şimdi içimde bir korku peydahlandı.. Evin bazı köşelerinde unutulmuş koliler var 1. ayın sonunda. Onlar da o koli gibi mi olacak? İçinde atmaya kıyamadığım belli ki kalbime yakın bir dolu ıvır zıvır var olan bir koliyi senelerce unutacak mıyım? İçinde başka neleri unutacağım?

Bugün Göksel’le bu korkuyla bir giriştik; kaç gündür “Hee evet, o da var. Tamam bir ara bakarız” dediğimiz bir kaç kalem işi hallettik. Ev küçük nüanslara büyük cevaplar verdi ve daha da fazla eve benzedi:) Biz de haklı gururumuzu bu akşam oturup eşyalara bakıp saf saf gülümseyerek kutladık.

Bütün bunlar olurken tabii ki herkesin hayatı da devam ediyor. Biz de yaban değiliz (çok değiliz diyelim 🙂 ) Ailelerin arkadaşların doğum günleri, işleri, taşınmaları, evlilikleri, iyi günleri kötü günleri, berbat günleri… Hepsini elimizden geldiğince kafamız bastığınca onlarla geçirmeye ve onların yanında olmaya çalışıyoruz. Sıradanız ve buna  ba-yı-lı-yo-ruz:)

Sonra haftalar sonra bir gün üçümüz kendi kendimize harika sıradan ve sıradanlığıyla harika bir gün geçirdik bugün. işte bugün yazmam lazım dedim içimden. Biz normal seyrimizi bugün bulduk. Taşikardi bitti normal sinüs ritmimize döndük:) Evdi, ishaldi, işti, güçtü…. Hepsini göğüste yumuşatıp ritmik düzene döndük.

yeniden merhaba

Ritim bozulsa da tekrar düzene sokmayı becerdikten sonra pek de dert değil; arada bozulabilir de. İnsanı yeniliyor; baştan başlama şansı veriyor gibi:)

Herkese tekrardan merhaba! Hadi başlayalım; ne dersiniz? 🙂

Paylaşmak isteyen buraya!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *