2 Yaş Sendromu dediğin nedir ki?

 

 

 

Herkese selamlar,

 

Milyonlarca yıldır yazmıyorum gibi hissediyorum; e pek de abartı değil son yazımın tarihine bakacak olursak.

Girişimci ana oldu iyi ettik de, esas keyiflerime zaman ayıramaz oldum o kötü oldu. Huggyberry.com tamam, sen de benim ikinci bebeğimsin ama bu da beni hayatta tutan elzemlerden! Bugün sana bakmıyorum huggyberry, bugün çaylak anneyim.

Bugün Murat 26 aylık oldu. 2 yaşını devirdik. 2 sene evvel bu noktada olacakları hayal ettiğim zaman canlandırdığım tablodaki gibi miyiz? Alakamız yok. Çok da güzeliz, çok daha gerçeğiz.

Öncelikle lafa şununla gireyim :

Bebeğin 2 yaş sendromu bir yalan! İnanmayın!

2 yaş sendromu var ; yok değil. Ama sendromlu sendromlu ortamda homurdanan, aksilik yapan, ergen inadı ve agresifliği saçan kişi bebek değil; anne. Ya da bebeğe bakan kişi her kim ise o. Bizde yaşanan durum buydu.

Şimdi bunu nasıl keşfettiğime gelelim. Murat 1,5 yaşlarından itibaren yavaş yavaş artan hareketlilikle beraber 20 22 aylık olduğunda tam bir hava kaçıran balon kıvamına geldi. Koyduğun yerde durmayan, nereye gideceği belli olmadan oradan oraya koşan ve aniden kendini boşluğa doğru salarak atlayan (ötede onu tutacak biri var mı yok mu? aşağısı parke mi taş mı çukur mu yastık mı? umuru olmadan oradan oraya uçuyordu çocuk), sorduğum her soruya istisnasız “OOOLLMAAAŞŞŞ! OLMAŞ!” diye cevap veren bir çocuk olmuştu. Ve bu tavırları sadece bana sergiliyordu.

Anneannesi eve geldiğinde onunla bir sevgi kelebeği gibi pır pır gezen çocuk, eve ben geldiğimde daha kapıdan girmemle “anneee!! GEEEL!! OORAYAAA! GEL!” diye höykürerek bana emirler sallayan ve hep agresif davranan bir çocuk oluveriyordu.

Ben hiç tepki vermedim. Hep evladımın bir gelişim sürecinde olduğunu, bu evrenin de geçeceğini bildiğim için, en yumuşak tonumla “Murat bu yaptığın beni çok üzüyor evladım” deyip sağ yanağıma aldığım tırmık ve tokat sonucunda “al yavrum bu da sol yanağım. eti senin kemiği benim” deyip sol yanağımı uzatıyordum.

Nerde canım?! Nerde o sabır! Ben de zamanla onunla beraber manyak oldum. Agresif oldum. İstemeden bir anda fark ettim ki, oğluna zurnanın zort dediği yere kadar gıkı çıkmayan ama bir anda “EVLAAADIIM! Nİ DİDİM SINI BİİN?!! HIII?? Nİ DİDDİİİMM. YIPMIYICIKSIN DİİMİİDİM Mİİ?!” diye azar çeken biri olmuştum.

Bu halimi kendim de fark etmedim. Göksel bir gün beni salladı da kendime geldim. Normalde Dünya yıkılsa yine de “Aaa bakın ne güzel oldu her yer misgibi açıldı bir ferahladı ortam yaa” diyecek kadınken, atarlı, sabırsız değişik bir şey oldum. “O daha çocuk, ama sen değilsin. O daha kendini anlatamıyor ama sen pekala anlatabiliyorsun. Onun anlayıp da değerlendiremediği bir sürü şey aklının karıştırıyor ama senin yetebiliyor olman lazım” dedi bana Göksel. Önce ona da bir klasik cevabımı verdım: “Ama sen tüm gün onunla değilsin! Ne kadar zooor biliyor musun? Hep böyle hep!”

Sonra o gece düşündüm, düşündükçe beynim yandı, kendime kızdım. Çocuk neden sadece bana agresif? Neden sadece bana yapıyor bu tavırları?

Yeri geldiğinde başkasına Adem Güneş kesiliveriyorum da söz konusu ben olduğumda neden kendimi dönüp izleyemiyorum ki…

Tamam. Esra  dur. Beklentileri at; düşürme bile, at çöpe. Murat her ne ise o. Nasıl davranıyorsa onu öyle al ve kucakla. Elindeki en değerli ve son kalen şefkatin. Onu kullan.

Ertesi gün Murat’ın bütün hareketine katıldım, onunla uçtum yere, onunla “olmaaaaş” dedim, onun gitmek istemediği yerlere gitmedim. Ertesi gün de böyleydi ve onun ertesi gün de. Ben nasıl oldu ne zaman oldu anlamadan “olmaş”lar bitti. Hatta kayınvalidem ve kayınpederim için oldukça yıkıcı oldu bu; çünkü hayatta duydukları en tatlı isyandı o “olmaş!” ve çabuk bitti:)

Çok kısa zamanda sanki bu çocuk 2 yaşında değilmiş ve büyümüyormuşçasına, sendromun dibinde değilmişçesine uyumlu oldu. Benim onun hayatıma her haliyle davet etmem sayesinde o da beni dünyasına davet etti tekrar.

Yanlış anlaşılmasın; şımartmak ya da aşırılıklarına mahal vermek değildi yaptığım; zira yaptıkları bunlar değildi. Hatam, Murat’ın davranışlarını kendi yaşıma göre değerlendirip onlara “aşırılık” dememdi. Onu olduğu gibi yani 2 yaşında bir çocuk olarak görmeye ve kabul etmeye başladığım anda Murat sendromsuz bir çocuk oldu.

Demek ki neymiş, sendromlu analar olurmuş bebeğini ajite eden. Bir arkadaşım bebeğinden evvel annenin kendi psikolojik tedavi almalı demişti ki yanılmıyordu. Çocuğunuzda kusur olarak gördüğünüz ne varsa büyük ihtimalle kaynağı biziz. Ne de olsa onun aynaladığı benim, Göksel. Ne okula gidiyor ne kreşe. tüm gün beni görüyor benim ruh halimi emiyor. O zaman ben iyi olmadan ondan aynısını beklemem hem yersiz hem haksızlık.

 

Hepinize sağlıklı ruhlar ve sendromsuz iki yaşlar dilerim 🙂

 

 

Paylaşmak isteyen buraya!

2 comments

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *