Emzirmeye Veda Etmenin Dayanılmaz Boşluğu

Son 5 aydır bu günü bekledim. Hep başkalarının hikayelerini okudum, “ben ne zaman özgür olacağım?” diye sordum, kızdım kendi kendime; sanki göğsümde tuttuğum çocukmuş beni aşağı çeken gibi. Herkes zamanının geldiğini söylüyor, Murat’ın büyüdüğünü söylüyor, artık ihtiyacı olmadığını belirtiyordu.

Halbuki ben doğrusunu biliyordum. Onlar yanlıştı. Ben bile yanlıştım. Doğrusunu memeler biliyordu. Yanlış olsaydı süt biterdi ki. Emzirecek süt kalmadığında, “anne bunu da emiceeem, bunu da emicceeem!” diyerek bana koşan bir bebek olmazdı. Ben de çocuk doğduğundan beri “2 sene emzir yeter” diyenlere inat, “sütümün son damlasına kadar!” diye Cesuryürek’te Mel Gibson’ın Savaş öncesi asilere verdiği gaz konuşmasındaki manevi doluluk ve höykürmeyle cevap verirdim.

İşin şakası bir yana, Murat doğduğu günden itibaren saat kullanmadan ne zaman isterse o zaman emzirdim. Ne yemek saati dinledik, ne uyku saati. Onun için en iyisinin ,bizim için en iyisinin hep bu olduğuna inandık. Aile olarak hayatımıza bu inancı yerleştirdik. “Zayıf mı? Yemiyor zaten emzirmesen mi? Sütün yağsız mı? Artık büyük değil mi?” gibi soruları hep aynı gülümseme ve samimiyet ile karşıladık. Bizim için doğrusunu anlattık, sevgiyle, sabırla, şefkatle. Onların da aklında kalır da belki başka bir anneye bahsederler diye. Yani amme hizmeti de yapıyordum kendi kafamda 🙂

19 aylıkken sanırım Murat, kendimi paraladığım bir dönemdi. Bebeklerin 18 ay gibi memeye aşırı düşkün olduğu dönemin sonucuydu bu sıkıntım. Yenidoğandan beter bir halde beni her gördüğünde istiyordu. Okuduğum bütün kaynaklarda bunun geçici olduğu, bebeklerin artık yavaş yavaş memeden ayrılma vakitlerini  sezdikleri ve buna tepki olarak daha da sarıldıkları bir dönem olduğu yazıyordu. Ben de bütün metanetimi koruyarak ( yalan yaaa… ne metaneti. Her gün ayrı aşırı tepkilerimden birini veriyordum) bu sürecin bitmesini ve tekrar eski düzene geri dönmesini bekliyordum. Bütün bu agresifliğime bir de Murat’ın 2 yaşına yaklaştığı dönemde tavan yapan 2 yaş sendromu denk gelince  ( ki artık şu yazımdan olayın gerçek yüzünü biliyorsunuz ) artık emzirmekten bıkmıştım.

2 yaşı devirince ve pammuk gibi olunca her şey tekrar emzirmekten keyif almaya başladım. Ne de olsa herkes yerini biliyordu: Murat artık sadece akşam , gece 1-2 defa ve sabah kalktığında emmek istiyordu. Bütün gün oralı olmuyordu. Hani şu hep birilerinin bahsettiği ama “kesin uyduruyorlar ya! bu meme canavarı mümkün değil öyle olmaz” dediğim, o zamanla memeden uzaklaşma denen döneme Murat da girmişti. İlk olarak öğle uykusuna geçerken meme emmek yerine bir gün masal dinlemeyi tercih etti. Murat’ın iflah olmaz hikaye ve kitap tutkusu emmenin yerini alıyordu. Bundan 3 ay evvel bir gün öğle uykusuna yatmak için yanıma uzandı ve “Anne hikaye anlat” dedi; dinlerken uykuya daldı.

Şok olmuştum. Mümkün değil dediğim oldu, bir gün daha, bir kez daha, bana ne kadar çaylak olduğum olabilecek en keyifli şekilde hatırlatıldı. Bu olaydan sonra bir daha hiç gündüz uykusunda emmek istemedi ve hep hikaye dinlemek istedi. Bu günden yaklaşık 1 ay sonra gece kalkışları azaldı. Sanırım sadece 1-2 defa kalkıyordu ve meme istiyordu. Daha emmeye bile başlamadan uykuya dalıyordu. Sadece alışkanlıkla devam ettirdiği bir pratik olduğunun düşünüp bir gece kalktığında ona “Murat ben çok yorgunum, şimdi istiyorsan su iç, sonra yat, bir daha kalktığında emersin” dedim. Benim gerçekten de yorgun olduğumu ve bunu söyleyip de hemen uyuduğumu görünce, o da koydu kafasını yanıma uyudu. İsyan yok, ağlama yok.

Bir yandan bu gelişmeleri bayılarak izliyordum, seviniyordum ve onun gerçekten de büyüdüğünü ve artık ihtiyacı kalmayışını düşünerek mutlu oluyordum; e bir taraftan da içerlerde bir yerlerim çatırdıyordu. Yo yoo… Şimdi yumuşama Esra. Kendine gel.

Kıssadan hisse, gel zaman git zaman Murat’ın “onu da emiceeem bunu da emiiiceeem” leri azaldı , ” bi taaaane emicceeem” lere indi ve günlerden bir gün emmeyi es geçti. Daha doğrusu son kale akşam yatmadan önceki emme seansı için “bu akşam banyodan sonra dişlerini fırçala, sonra sana süper bir hikayem var” dedim, adam “tamam” dedi. Emmedi. Ertesi gün evde olmadığım bir güne denk geldi; akşam bensiz uyudu ve emmedi. Ertesi gün akşam sormadı bile. 4. gün sordu, “bu akşam yatarken bunu emicem” dedi, ama sonra akşam hikaye dinlemek istedi ve unuttu. Böylelikle geçen zamanda ne ben ne de o fark etmeden Murat’la en çok yaptığımız şeyi bir daha yapmamak üzere sonlandırmış olduk.

Samimi olarak hissettiğim iki duygu var çok yoğun; hem çok mutluyum ama neden bilmiyorum; hem de çok buruğum ama neden bilmiyorum. Yani ikisinin de sebebi aynı ama bu kadar şirazesi kaymış bir insan olmayı da kabullenemiyorum. Yani bir karar ver gönül, değil mi? Bunca senede insan kendisini bu kadar mı tanıyamaz! Ya da bu minicik bir adam koskoca benliğimle, benimle, birinin bilmemnesiyle oynadığı gibi oynayabiliyor. Bu daha da fena bir olası açıklama. Neresinden yakarsam yakayım, kendimi savunmasız hissettiğim ender zamanlardan birindeyim.

Değişim güzel, değişim iyi, değişim cici. Ama hep mi ilerici olmak lazım? İleridekinin daha iyi olduğu ne belli ? Belki ayağına bir şeyler bağlasam gitmez ileriye? Hep minik kalır. Hep benim kalır. Ben yaptım ya onu; sıfırdan!

İşte böyle akıldışı, histeri krizleri geçirip geçirip, aslında büyüdükçe onunla geçirdiğim her ana daha da çekildiğimi hatırlayıp, daha da fazlalarını deneyimlemek için can attığımı fark edip derin bir nefes alıp veriyorum. Minik Murat resimlerine bakıp içli içli duygulanırken benimle oyun oynamaya çalışan şimdiki zaman Murat’a “ay bir dakika aneecim! iş yapıyorum şimdi” dermişim gibi hissedip, şimdiyi yakalamaya çalışıyorum bu aralar.

O da güzeldi, bu da güzel. Senle her bir şey güzel oğlum.

Olayı büyütmeden hazmetmeye çalışmak da pek akıl karı değil tabii. Zira olay büyük. O yüzden ufaktan ufaktan çelişkili hormonlarla ateşlenen sivri duyguların sırtını sıvazlayıp, günlünü alıp, önümde duran fırlama oğlana odaklanmaya çalışıyorum. Çünkü her anımız bir sonrakinde, o sivrilen duygulara karışıyor. Sivrilmeden, önümdeyken sıvazlayabildikçe sırtını anların, “keşke” olmaktan kurtarıyorum, mutlu mesut yaşıyorum.

 

Esenlikler dilerim herkese:)

Paylaşmak isteyen buraya!

18 comments

  1. Hilal says:

    Suan 19 aylik oglum yazinizi gozlerim dolarak okudum. Bir yandan bitsin diyip bir yandan da kendisi yavas yavas bıraksın istiyorum. Bizde yaklastik sona galiba şimdiden efkar basti bana 😉

    Ilk kez okudum yazinizi artik takipteyim sevgiler

    • caylakanne says:

      Hilal Hanım, gerçekten de öyle hissediyordum ben de. Ay ne zaman bitecek yaaaaa derken içimden ya ama çooğğkk tatlııı diye geçiriyordum 🙂 Şimdi her şey çok güzel çok şükür. Her nasıl olursa olsun geçişiniz yaşananlar bir daha geri gelmediği için keyfini çıkarmaya bakın derim :))

  2. ŞükranÇınarlı says:

    Duygularıma tercüman olduğunuz için teşekkür ederim ❤️ Oğlum 28 aylık ve hala emiyor. Gözlerimin içine baktığında hiç ama hiç kıyamıyorum. Evet itiraf etmek gerekirse bazen çok yoruluyor, bunalıyorum. Ama en çok mutluluk duyuyorum ve en doğru şeyi yaptığımı yürekten hissediyorum.. Umarım emzirme hikayem sizinkisi gibi sorunsuz sona erer. Ama benim kabullenmem de zor olacak biliyorum. Yine de dediğiniz gibi hem mutlu, hem buruk…

    • caylakanne says:

      Ne güzel halen devam ediyor olmanız! Sanırım bebeklerden çok biz zorlanıyoruz değişime adapte olurken. Onlar daha hevesliler yeniye. o yüzden doğru zamanı geldiğinde bence sizi yönlendirecektir bebeğiniz:)

  3. Emel Canan says:

    Öyle güzel anlatmışsınız ki… Gülümsedim, duygulandım!
    Hep derim “Çaylak” da olsam benim oğlum onunla bizim doğrularımız..
    Bende 11 aylık oğlumu emzirebildiğim kadar emziririm diyorum
    Sayenizde neler hissedebileceğim hakkında bilgim oldu 😊
    Emeğinize sağlık

    • caylakanne says:

      Daha size çoooooğğkk uzun aylar boyu emzirmeler dilerim. Öyle keyifli bir duyguydu ki 🙂 Özlemiyorum desem yalan söylemiş olurum!

  4. Tahir says:

    Bir erkek, bir baba olarak duygulanarak okudum yazdiklarinizi, empati kurmaya calisarak. Zamani durduramiyoruz, o zamani en guzel sekilde gecirmek gerek. Muratla mutluluklar 🙂

    • caylakanne says:

      Selamlar ! Babalar için de çok zor anlar bu anlar aslında. Sizin desteğiniz çok kritik önemde. O yüzden babaların da anne bloglarını okumasını alkışlıyor ve destekliyorum. :))

  5. Şule says:

    Benimle aynı duguları benim cümlelerim gibi cümleler kurarak anlatan( hem de erkek annesi ) birilerinin olduğunu bilmek içimi rahatlattı. Ondörtteyim. Yaşayacagım bunların hepsini. Şimdiden korkusu sardı. Biyandan da rahatladım. Sagolasın

  6. Pınar yitmener mete says:

    O kadar aynı haldeyiz ki…sadece ben daha 2 yaş sonrası memişlerin azaldığı dönemindeyim senin, yani muhtemel bir sonraki aşama anlattığım hikayelerin uyku öncesinde talep edilmesi olacak 🙂 sonra da belki gece 2 defa emmeler bire inebilir….bilmem ki! Sizin yaşadığınıza çok benzer geldik bu günlere, belki benzer devam eder, belki bambaşka. Ama duygularını o kadar iyi anlıyorum ki! Çok çılgınca değil mi hem bitsin hem de bitmesin istemek!!!
    Çok güzel anlatmışsın 🙂 iyi ki de emzirmişsin bu kadar, iyi ki de :))) samimiyetle ve sevgiyle ikinizi de öperim.
    Bir küçük meme canavarı annesi.

  7. Pinar says:

    15 aylık bir oğlum var ve bu yazıyla duygularıma ayna olmuşsunuz. Umarım bizde sizin gibi bir geçiş yaşarız. Şimdiki anneleri anlayamıyorum ne zaman bırakacak diye baskı uyguluyorlar. Çevremdeki annelerden uzmanların uyku eğitimlerinden, kendi yatağına alıştırma süreçlerinden, emzirme bağımlılığından başka birşey duymuyorum. Emzirme ve uyku konusunda sınırlama ve bir eğitim vermediğim için bebeğime yapmam gerekeni yapmıyormuşum gibi hissettiriyorlar. Umarım bizim içinde en doğal şekilde bu süreç ilerler.

    • caylakanne says:

      Etraf hep daha iyi bilecek, hep daha önce “aaaynıısınıııı” yaşamış olacak ve size hep ne yapmanız gerektiğini söyleyecek:) Samimiyetle göğüste yumuşatıp öpücükle geri göndermek lazım:))

  8. ceren says:

    ahh Esra..içime dokundun…gözlerim doldu..bunları yazıya dökmek nede güzel.. bende o hissi dondursam istıyorum.. bir yandan ne zaman büyüyecek bir yandan hiç büyümese… sevgiyle..

    • caylakanne says:

      biz hep dondurmak istiyoruz da onlar koşarak devam ediyorlar:) en iyisi koşmk o yüzden. Durup nefes alsak kaçırıyoruz:)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *